Bebekler ölmesin!..

"Genetik olarak sağlam bir çocuğum doğdu. Ancak iki saat içinde verilmesi gereken ilaç geç verildi. Buna bağlı olarak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde diri diri boğulmuş oldu çocuğum. Sonrasında hastane enfeksiyonu, gelişen komplikasyonlar sonucu 26 Kasım 2016'da yavrumu kaybettim."

Bunları söyleyen Arzu Başkıran, 6 Kasım 2016 günü dünyaya getirdiği bebeğini 20 gün sonra "Yenidoğan Çetesi"ne kurban verdiğini öne sürüyor.

Acılı anne böylece, ARENA ekibinin çetenin faaliyetlerinin 2015 yılına dayandığını ortaya çıkardığı haberini doğruluyor. Hatırlanacağı gibi ekibimiz Sağlık Başdenetçisinin, Sağlık Bakanlığı'na sunduğu 2016 tarihli rapordan yola çıkarak bu araştırmasını ekrana getirmişti.

Gökmen Ulu'nun konuştuğu Başkıran'ın iddiasına göre; bebeğinin ölümüyle sonuçlanan süreçte görevli hekim bir tıp kongresinde iken bebeğe başka birisi bakmış ve sahte imzalar atılmış. İhmaller ve sahtecilik girişimleri bununla da sınırlı kalmamış. Bu nedenle hem savcılığa hem de CİMER'e şikayette bulunan talihsiz anne, Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen otopsi raporunda bebekte beyin kanaması tespitinin yer aldığını belirtiyor, ancak buna rağmen delil olarak kabul edilmemesinden yakınıyor.

Ayrıca başvurusu üzerine İstanbul Tabip Odası'nın soruşturma başlattığını ve bilirkişi tayin edilen Acıbadem Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Toygar'ın hazırladığı raporun, daha o tarihte "Yenidoğan Çetesi"ni işaret ettiğini belirtiyor:

"Ayşe Hanım çok güzel bir rapor tanzim ediyor. Öyle bir rapor ki; daha 2016'da 2023'te yaşanacakları net şekilde yazıyor. Üçüncü basamak yoğun bakımlara hemen sertifika verilmesinin, çocuk uzmanlarının aldıkları küçük bir eğitimle üçüncü basamak bebeklere bakmasının ileride SGK ile anlaşmalarının yapılmasıyla çok fazla bebek ölümlerine ve suistimale sebep olacağını anlatıyor. RDS gibi basit bir sebepten ve bunun komplikasyonlarından bu bebeğin kaybedilmesi asla kabul edilemez bir durum diyor. Bunu çok net belirtiyor...