Bugünlerde insanın içini sızlatan, "bu kadar da olmaz" dedirten bir manzara var karşımızda. Bir yanda bu toprakların bereketiyle doyanlar, diğer yanda o ekmeği yediği kaba el uzatanlar... Açık konuşalım: Bir insanın doğup büyüdüğü, kimliğini kazandığı coğrafyaya düşman kesilmesi bir fikir ayrılığı değil, ağır bir karakter aşınmasıdır.
Özentinin Getirdiği Milli Körlük
Batı'nın ışıltılı hayatlarına kapılıp kendi vatanına üstten bakanlar, aslında en büyük esareti zihinlerinde yaşıyorlar. Avrupa'nın ve Amerika'nın her değerini kutsal sayıp; söz konusu kendi vatanı veya kendi bayrağı olunca "çağ dışı" ya da "yetersiz" yaftası yapıştıranlar, köksüzlüğün içinde savruluyorlar. Kendi bayrağına saldıracak kadar şuurunu kaybeden bir zihniyet, aslında sadece bir sembole değil, bu milletin ortak geleceğine ve huzuruna balta vuruyor.
Beka Meselesi Sadece Silahla Olmaz
İçimizdeki bu yabancılaşma, sadece bir üzüntü kaynağı değil, aynı zamanda ciddi bir güvenlik ve beka sorunudur. Bir ülkenin savunma hattı sınırlardan değil, insanların gönlündeki aidiyet duygusundan başlar.
İçerideki Çatlak: Dışarıdan gelen düşmana karşı durmak bir görevdir; ancak içeriden gelen nankörlük bir milletin dayanışma ruhunu çürütür.
Bayrak Onurumuzdur: Türk bayrağına yapılan her saygısızlık, bu topraklar için can verenlerin mirasına saldırıdır. Buna sessiz kalmak ya da bunu meşrulaştırmak, bu toplumu ayakta tutan temel direklerden birini yıkmaktır.
Sadakat, Karakterin Aynasıdır

26