Bir önceki yazımda, dünyada yapay zeka politikalarında nasıl bir rekabet olduğu ve bu rekabetin özellikle ABD-Çin dışında kalan ülkeler için ne anlam ifade ettiğini anlatmaya çalışmıştım. 2024 yılında Draghi'nin kaleme aldığı raporun sadece Avrupa değil dünyanın geri kalanı açısından da teknoloji ve yapay zeka alanındaki rekabette ne tür bir yol haritası sunduğunu anlatmıştım. Avrupa'nın bu alanda Çin-ABD rekabetinin dışında kalmasının yapısal sorunları üzerine kafa yoran Draghi, çözümü kıtanın mevcut kapasitesinin dijitale entegre edilmesinde bulmuştu. Draghi'nin önerilerinin yanı sıra son dönemde orta ve küçük ölçekli devletler için önerilen Frugal AI (tasarruflu yapay zeka) yaklaşımı, Türkiye ve muadili kapasitedeki ülkeler açısından da önemli bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Türkiye'nin yapay zeka politikalarının nasıl şekillenmesi gerektiğine dair de önemli bir çerçeve sunan yukarıdaki iki ana eğilim, Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında açığa çıkan politikanın referans noktalarını da önemli ölçüde içermektedir. Yoğun bir emeğin ürünü olan Türkiye'nin yapay zeka perspektifi, 2021'de başlayan politika metnini güçlendiren bir yaklaşımı da temsil ediyor. Topyekun bir seferberlik ile tahkim edilen bu yaklaşım, dijital kapasiteyi bir tür caydırıcı güç olarak tanımlamakta ve dijital alanı egemenliğin ana bileşenlerinden birisi olarak kabul etmektedir. Siyasi, askeri ve iktisadi güç ile birlikte ele alınan dijital güç, Türkiye'nin güvenlik mimarisinin de ana unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye'nin sınırlı kaynakları ile daha lokal bir yapay zeka politikası benimsemesi, hem finansal gücü hem de yapay zeka alanındaki etkisi ile doğru orantılı. Türkiye'nin var olan oligopol piyasaya itiraz edip onlara bir rakip çıkarmak yerine, veriyi ulusal ölçekte tutmaya çalışan ve bunu jeopolitiğin bir gereği olarak kavrayan bir yaklaşımla daha rasyonel modellemelere yönelmesi oldukça önemli.
SEFERBERLİĞİN DÖRT HALİ
Açıklamalarla ayrıntıları daha net biçimde görülen politikanın arka planını fark et, istifade et, üret ve yönet başlıkları oluşturmaktadır. Dörtlü bir akış içerisinde planlanan bu zeminin ilk evresini toplumsal farkındalığı artıracak ve yapay zekayı kitleselleştirecek bir zemin inşası oluşturmaktadır. Hemen akabinde, teknolojiyi kamusal ve ekonomik refah üretecek şekilde hayatın her alanına teşmil eden bir yaklaşımla hareket edileceğini işaret eden bu çerçevede can alıcı noktalardan bir diğeri ise dış bağımlılığı azaltabilecek inovasyonlar yapmak gelmektedir. Savunma sanayindeki yaklaşımla, benzer bir başarının kazanılabileceğini düşünen bu planın son aşaması ise süreci yönetecek etik ve hukuki çerçeveyi inşa etmek. Veri güvenliğini merkeze alan bu yaklaşım, son dönemde sıklıkla karşılaştığımız etik ve hukuki ihlalleri engelleyeceği gibi insanı merkeze alan bir yapay zeka ve teknoloji politikasını da mümkün kılacaktır.
Bu dört aşamalı planın içeriğini dolduracak ve bir tür seferberlik ruhu ile inşa edilecek bu programın, orta-uzun vadede birtakım risk ve meydan okumalara muhatap olması kuvvetle muhtemel. Yatırım güvenliği ve bürokratik engellerin hızlıca aşılabilmesi adına Cumhurbaşkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde ihdas edilecek iki genel müdürlük, sürecin koordinesinde önemli bir işlevi üstlenecek. Sınırlı imkanlarla, büyük oyuncuların olduğu bir alanda paradigma değiştirecek işlere imza atmak elbette zor fakat sürece kendi kapasitesi ölçüsünde anlam atfeden ve bunu da süreklilik üzerinden kurgulayan bir devlet politikasının bu alanda muteber bir aktör olabilmesi gerçekçi bir senaryo.
Türkiye'nin yerli yapay zeka büyük dil modeli (LLM) olarak hayatımıza dahil olacak "BİLGE"nin yeni aktörlerle desteklenmesi, ülkemizin bu alandaki gücü ve etkisi açısından da bir turnusol olacaktır. Süreci planlı biçimde programlayarak bunu bir tür devlet politikasına dönüştürme stratejisi, konunun en üst düzeydeki farkındalığı göstermesi açısından önemli şeyler söylemektedir. Nitekim, devletin dışında özel sektöre de çok büyük görevler düştüğü ve verilecek teşviklerle yeni aktörlerin ortaya çıkması beklentisi Türkiye'nin yapay zeka teknolojisindeki geleceği açısından oldukça kritik.

14