Orban: Avrupa'da bir denge siyaseti örneği

Orban'ın Macaristan seçiminde muhalefet karşısında göründüğünden daha güçlü olduğunu iddia eden yazar, seçime AB ve ABD tarafından yapılan müdahalelerin hangi ölçüde demokrasiyi tehdit ettiğini sormayı unutuyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Macaristan seçimlerini Avrupa'nın otoriter mi liberal mi yönetilmesi gerektiğini belirleyecek kritik bir karşılaşma olarak sunuyor ve bu nedenledir ki AB ile ABD'nin seçime müdahale ettiğini belirtmektedir. Ancak yazının kilidi, Brüksel bürokrasisinin ve Trump yönetiminin seçime açık müdahalelerinin geçerliliğidir—Orban'ı destekleyenler ile karşı duranlar eşit derecede seçime müdahil olabilir mi?

2010 yılından bu yana iktidarda kalarak Avrupa'da özgün bir hikayenin öznesi olan Orban, 16 yıllık iktidarının ardından en zorlu seçimine girmek üzere. Seçim öncesinde çok yoğun bir tempoda çalışmalarını sürdüren Orban'ın hikayesi, zaman zaman iktidar süresi ve izlediği politikalarla, zaman zaman da bir önceki seçimde olduğu gibi muhalefetin kendisine karşı konsolide olma stratejisi üzerinden Türkiye'de ilgiyle takip edilen bir konu. Bir önceki seçimde kendisine karşı konsolide olan muhalefetin, Türk siyasetinde de deneyimlenmesi, 14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde altılı masa örneğinde tecessüm etmiş ve Orban ismi diğer Avrupalı liderlere oranla Türkiye'de çok daha fazla zikredilir olmuştu.

Seçimlerde her iki ülkede de muhalefetin başarılı olamaması muhtemelen Macaristan'da seçimlere yönelik ilgiyi gölgede bıraktı. Hiç kuşkusuz sadece Ortadoğu ve Körfez değil dünyayı yakından ilgilendiren bir savaşın gölgesinde gerçekleştirilecek olan seçimler öncesinde, bu ilgiyi sıcak tutmakta fayda var. Öyle ki Orban sadece siyasette süre açısından değil son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı ile ortaya koyduğu performans ile de Avrupa'dan ayrışmış ve hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini sıcak çatışmalara rağmen belirli bir seviyede tutabilmiştir. Popülizm ve aşırı sağ etiketine rağmen içeride hakim parti pratiğiyle pozitif ayrışan Orban, seçimlerde epey zorlanacak gibi. Nitekim kamuoyu araştırmaları, muhalefet partisi Tisza'nın lideri Magyar'ın, Orban'a karşı elinin güçlü olduğunu göstermekte. Fakat Macaristan'daki seçim sistemi ve uzun süre iktidarda kalmanın oluşturduğu birtakım imkanlar, seçimlerin muhalefet açısından zannedildiği kadar kolay olmayacağını göstermektedir.

Seçimler öncesindeki en önemli tartışmaların dış politikadaki eğilimler üzerine yoğunlaştığını söylemek mümkün. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orban'ın AB hilafına izlediği politika, Brüksel bürokrasisi ile ciddi sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Brüksel'deki savaş lobilerine yönelik mücadele ettiğini ifade eden Orban'ın, rakibini Brüksel çıkarlarının temsilcisi olarak resmetmesi bu bağlamda dikkate değer. Rusya'ya yönelik savaşın söz konusu bürokrasi eliyle tırmandırıldığını düşünen Orban'a göre savaşı bitirmenin yolu müzakereden geçmektedir. Zelenski'nin savaşına Avrupa'nın ortak olmaması gerektiği yönündeki uyarılarını her platformda yineleyen Orban'ın bizzat Zelenski eliyle Rus gazından aylardır mahrum bırakılması, seçimlere enerji üzerinden müdahale olarak okunuyor.

Avrupa'nın hem söylem hem de pratik düzeyde Macarları rahatsız edebilecek ve Orban'a karşı muhalefeti tahkim edecek birtakım politikalar izlemesi ise seçimlere müdahale iddialarının iki yönlü olduğunu gösteriyor. Bu nedenle hem birçok AB üyesi lider hem de Brüksel, bu seçimi sadece Macaristan'la sınırlı görmemekte ve seçim sonuçlarının Avrupa'nın demokratik geleceği ile doğrudan ilgili olduğunu savunmaktadırlar. Orban'ın olası zaferini Avrupa aşırı sağı açısından yukarı yönlü trendin devam etmesi olarak gören birçok siyasi, Avrupa'nın geleceği ile yakından ilişkili gördükleri bu seçime muhtelif açılardan müdahale etmeye çalışmaktadırlar.