İhtiyatlı iyimserlik ve sürecin geleceği

Bahçeli'nin 22 Ekim çıkışı ile gündem olan ve Cumhur ittifakının projeksiyonu ile önemli ölçüde şekillenen içerisinde bulun-duğumuz süreç, ihtiyatlı bir iyimserlik üzerinden ilerle-mektedir. Mevcut koşullarda, henüz ayrın-tılarının netleş-mediği ama sonucuna ilişkin beklentilerin en açık biçimde dile getirildiği bu süreçte, kısmi muhalefet şerhlerine rağmen pozitif bir atmosfer söz konusu. Sürecin çözümü adına TBMM'nin işaret edilmesinin ardından DEM heyetinin partilerle görüşme trafiği sonrasında ortaya çıkan tablo, bu konudaki iyimserliğin belirli çekincelerle ilerlediğini göstermektedir.

İhtiyatlı davranılmasının tarihsel ve politik gerekçeleri söz konusu. Muhtelif dönemlerde aynı sorunun farklı yöntemlerle çözülmesi üzerine adımlar atılmış fakat mutlak çözüm üretilememiştir. Süreci sabote eden aktörlerin bu alandaki siyasi iradeyi de politik olarak zor durumda bırakması, benzer süreçler söz konusu olduğunda daha ihtiyatlı bir havanın hakim olmasını beraberinde getirmektedir. Devleti yöneten aktörlerin bu süreçlerde edindikleri tecrübelerin benzer durumlara uyarlanması, yeni yol ve yöntemlerin belirlenme mecburiyetini de ortaya çıkartmaktadır. Hiç kuşkusuz sürecin içeriği, yol haritası ve başlıklarına dair bütün ayrıntılarının henüz ortaya çıkmaması bu konudaki ihtiyatın da en önemli gerekçesi.

Tarihsel deneyimlerin yanı sıra ihtiyatlı davranılmasının bir diğer gerekçesi de politik kaygılardır. Muhalefet dahil olmak üzere sürecin içerisinde yer alan aktörlerin de kamuoyu hassasiyetlerine yaptıkları vurgular bu noktada önemli. Özellikle CHP'nin DEM heyeti ile yaptığı görüşmenin hemen akabinde Özgür Özel'in açıklamalarında görülen kamuoyu vurgusu, partilerin kendi seçmenleri ve kamuoyu baskısını da dikkate aldıklarını göstermektedir. Sadece muhalefet ile sınırlandırılamayacak düzeyde gözlemlenen bu tutum, Cumhur ittifakında da baskın bir eğilim olarak göze çarpmaktadır.

Kamuoyu Baskısı ve Süreç YönetimiBu tür önemli sorunların çözümü adına atılan adımların geniş bir toplumsal mutabakatı hedeflemesi bir zorunluluk. Nitekim sürecin bir önceki tecrübeye kıyasla daha çok meclis üzerinden tartışılmasının temel nedeni, on yıllardır süregelen bu sorunun çözümünde en geniş mutabakatı sağlamak. Bu sebeple, ne kadar çok parti bu sürece iştirak eder ve süreci kategorik olarak reddetmek yerine dahil olmayı tercih ederse, kitlelerin desteğinin de o oranda artması söz konusu olacaktır.

İlk adımların olumlu bir hava üzerinden ilerlediği bu aşamada en önemli basamak, kamuoyunun sürece dair bilgilen-dirilmesi ve şüphelerden arındırılarak ihtiyatlı iyimserliğin bir üst seviyeye taşınmasıdır. Bu sürecin olabildiğince hızlı olması, süreci sabote edebilecek birtakım eylemlerin de önünü kesecek ve uzun yıllardır temenni edilen sonucun ortaya çıkmasını temin edecektir.

22 Ekim sonrasında ortaya çıkan eleştirel kamuoyunun, zamanla ihtiyatlı bir iyimserliğe evrildiği bu aşamada partilerin süreci sağlıklı biçimde yürütebilmesi elzemdir.