Erken seçim tartışmaları

31 Mart seçimleri sonrasında gündeme gelen normalleşme tartışmaları çok kısa bir süre içerisinde etkisini yitirdi. Gerçi normalleşme trendine atfedilen anlamın siyasetin doğasına aykırı olduğu ve siyasi partiler arasındaki rekabetin bir biçimde sürmesi gerektiğini ifade etmiştik. Türkiye gibi henüz hem kültürel hem de siyasal anlamda tanınma mücadelelerinin sürdüğü bir sosyo-politik vasatta bu tür eğilimlerin aşırı idealize formlar olduğu gerçeği ıskalanmamalı. Bu nedenle mevcut eğilim, siyasi partilerin yanı sıra onlara etki eden çevreler tarafından yorumlanmış ve bugün farklı bir istikamet söz konusu olmuştur. Son günlerde ekonomi üzerinden yaşanan tartışmalara bakıldığında, muhalefetin üzerinden agresif bir tarzı siyaset geliştirdiği görülmektedir. Muhalefet açısından oldukça rasyonel olan bu tutum son günlerde erken seçim çağrıları ile başka bir ivme kazandı. Özellikle asgari ücret ve emekli maaşları üzerinden hükümeti baskılayan CHP, ilgili taleplerin karşılanmaması durumunda bir erken seçimin kaçınılmaz olduğunu ifade etmektedir. Hükümet açısından yakıcı bir hal alan ekonomi konusundaki son durum ise, ilgili taleplerin mevcut Orta Vadeli Programa zarar vereceği ve bu tür adımlardan sakınılması gerekliliğidir.Sadece Türkiye açısından değil Avrupa'daki seçimlerde de ciddi bir tartışma konusu olan ekonomi, bütün dünyanın içinden geçtiği bir kırılganlığa işaret etmektedir. AP seçimlerinde aşırı sağın önemli bir başarı kazanmasının ardından meclisin feshedilerek erken seçim kararının alındığı Fransa'da, seçim öncesi tartışmalarda partilerin ekonomi ile ilgili vaatleri en fazla tartışılan konu başlıklarından birisi idi. Nitekim sol ittifakın lideri Melenchon, seçim vaadi olarak asgari ücretin artırılması ve Macron'un emeklilik reformunun iptalini gündeme getirmişti. Hatırlayacak olur isek Macron emeklilik yaşını 62'den 65'e çıkaran bir düzenleme yapmış ve bu düzenleme geniş kitlelerin protestosuna neden olmuştu. Fransa'da da hükümet Türkiye'dekine benzer biçimde Melenchon'un ekonomi ile ilgili vaatlerinin ekonomik istikrarı sarsacak bir politika olduğu yönünde eleştiriler yapmaktadır. İngiltere seçimlerinde de önemli tartışma konulardan birisi olan göçmenler ve sosyal reformlar konusundaki en önemli tartışma alanı ekonomi idi. Bugün Türkiye'de asgari ücretin yanı sıra emeklilik ücretleri ile ilgili iyileştirme talepleri de benzer bir bağlam üzerinden ilerlemekte ve iktidar ile muhalefet arasındaki en önemli tartışma başlıklarından birisini oluşturmaktadır.Sembolik Bir EylemÖzgür Özel'in, Türkiye'nin hafızasında çok da iyi çağrışımları olmayan ışıkları açıp kapatın çağrısı ile başlayan erken seçim tartışması, hiç kuşkusuz sembolik bir eylem. Fakat eylemin geniş kitlelerde istenilen karşılığı bulamaması ve muhalefetin bütünü tarafından da sahiplenil-memesi, erken seçim tartışma-larının henüz gerçekçi olmadığı kanısını pekiştirdi. Nitekim Özel, katıldığı bir programda erken seçimin hem teknik hem de siyasi açıdan uygun olmadığını, 31 Mart'ta seçmenin CHP'ye bir kredi verdiği fakat bu kredinin bir erken seçim kredisi olmadığını vurgulamıştı. Diğer yandan da parlamento aritmetiği, erken seçim opsiyonunun teknik açıdan bir hayli zor olduğunu göstermektedir. Peki bir opsiyondan ziyade bir zorunluluk olarak aktarılan ekonomi adımlarının orta-uzun vadede bütün gelir gruplarında refah yaratacağı ve genel tabloda pozitif bir seyir oluşturacağı söylemi