Son dönemde siyasetteki normalleşme tartışmalarına paralel ilerleyen Cumhur İttifakı'nın geleceği konulu spekülasyonlar, İttifak'ın ömrü ya da sıhhati üzerine bina edilmektedir. 15 Temmuz ve sonrasında inşa edilen İttifak'ın 31 Mart seçimlerinin hemen sonrasında yoğun biçimde gündem olması, AK Parti içerisindeki tartışmalardan bağımsız değil. Nitekim AK Parti'nin neden ve nasıl böyle bir seçim sonucunu aldığı üzerine yoğunlaşanlar, AK Parti ile MHP arasındaki birlikteliğin miadını doldurduğu ve MHP'nin AK Parti'yi olumsuz yönde etkilediğini ifade ettiler. AK Parti'nin milliyetçileştiği ve parti politikalarına MHP'nin yoğun biçimde etki ettiği gibi argümanlar üzerinden ilerleyen bu tartışmalara, AK Parti'nin bu ittifakı sonlandırmasına yönelik çağrılar da eşlik ediyordu.Cumhur İttifakı'nın hangi zeminde kurulduğu ve bu zeminin devam edip etmediği aslında İttifak'ın geleceği açısından da mühim bir husus. Nitekim İttifak, 15 Temmuz darbe girişimi koşullarının ardından stratejik bir ihtiyaca binaen kurulmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'nin fiili olarak işgalinin tasarlandığı bu evreye paralel olarak ilerleyen terör tehdidi, Türkiye'nin sınırlarına müzahir biçimde konuşlandırılmış ve önemli ölçüde uluslararası desteğiyle de tehdit pozisyonunu sürdürmüştür. Bugün de kısmen Irak ve ekseriyetle Suriye üzerinden karşımıza çıkan bu tehdit unsuru, Türkiye'nin en önemli güvenlik meselelerinden birisi olarak karşımızda durmaktadır. Bir beka ittifakı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'nin başta güvenlik olmak üzere önemli gelecek kaygılarını şekillendirme misyonu taşıyan Cumhur İttifakı'nın sürdürülmesi bu koşulların varlığı ile ilgili. 2017 referandumu başta olmak üzere bugüne kadar yapılan seçimlerde önemli başarılara imza atan bu birlikteliğin neden bu denli tartışıldığı ise en esaslı soru. Sadece bir seçim sonucuna indirgenmemesi gereken bu İttifak'la ilgili yapılan tartışmaların her iki liderin de açıklamaları ile farklı bir evreye geçtiğini gözlemliyoruz. Ve her iki liderin açıklamasını tahkim etmek üzere özellikle AK Parti içinden yapılan kuvvetli vurgular, bazı soru işaretlerini bertaraf etme anlamında önemli. İttifak'ı ya da içerisindeki aktörleri kriminalize etmeye dönük söylemler de dikkate alındığında, birlikteliği güçlendirecek düzeyde söylemlerin sahiplenilmesi oldukça önemli. Hatırlayacak olursak 28 Mayıs seçimlerinin hemen ardından Külliye'de yapılan ve yurtdışından devlet başkanlarının da katıldığı törene damga vuran anlardan birisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreçteki katkısından ötürü Devlet Bahçeli'ye yaptığı teşekkür idi. İttifak'ı oluşturan partilerin genel başkanlarının isimlerini zikrederek teşekkür ettiği bu esnada en fazla teveccühü Bahçeli'nin görmesi hiç kuşkusuz anlamlı idi. STRATEJİK YA DA PRAGMATİK İTTİFAKTüm bu göstergeler, Cumhur İttifakı'nın konjonktürel ya da pragmatik kaygılarla inşa edilen bir birliktelik değil, şartların oluşturduğu ve stratejik hedefleri gerçekleştirmeye yönelik bir ittifak olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bu İttifak'ı siyasi tarihimizdeki başarısız koalisyon modelleri ya da seçim başarılarına indirgenen ittifak modelleri ile mukayese etmek anlamlı olmayacaktır. Bu stratejik birlikteliği ayakta tutan bir diğer unsur da İttifak'ın niteliği ile ilişkili hiç kuşkusuz. Örneğin AK Parti'nin MHP'lileştiği ve bu noktada Türkiye'nin bütününü kapsama iddiasından uzaklaştığı iddia edilmektedir. Nihayetinde ittifaklardaki esas husus, ittifak içerisinde yer alan herhangi bir bileşenin
Terörsüz Türkiye süreci ve komisyonun nihai raporu
23-02-2026
8
Türkiye'nin Afrika hamlesi
19-02-2026
16
Yeni dünya düzeni ve Münih Güvenlik Konferansı
16-02-2026
21
Epstein belgeleri ve akademik apartheid
12-02-2026
25
Ya tahammül ya sefer: Kararlı bir adamın hikâyesi
09-02-2026
30
İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'ndaki sınavı
15-01-2024
378
DEM ve Yeniden Refah'ın kararları İstanbul'u nasıl etkiler
12-02-2024
274
Tuhaf zamanlar
04-01-2024
249
Gazeteciliğin dönüşümü ve Tucker Carlson'un Putin röportajı
15-02-2024
244
Futbolun sosyo-politiği ve suni gündem
01-01-2024
240
