Amerikalılar on binlerce tır dolusu silah verirken bizim muhalefetimizin hiç sesi çıkmamıştı. Avrupa, silah ve eğitim dahil her türden desteğini esirgemezken bizim muhalefetin yine hiç sesi çıkmamıştı.
İsrailliler PKK'nın içindeydi. İstihbarat dahil hiçbir ihtiyaçlarını karşılıksız bırakmadılar.
Buna bazı Körfez ülkelerini, Yunanistan'ı, Baltık ülkelerini de ekleyebilirsiniz.
Hatta Rusya'yı bile!
Türkiye'nin terörle mücadelesi için ihtiyaç duyduğu silahları vermeyen de onlardı.
Hatta ilk çözüm sürecini baltalayanlar da!
PKK silah bırakmayacak, aldığı bunca siyasi ve maddi destek sayesinde Türkiye'yi bölecek, paçavrasını bir oldu bittiyle bayrak diye oraya buraya asıp dalgalandıracaktı.
İsrail PKK terör örgütü üzerinden Türkiye'ye sınır komşusu olacak yine söz konusu bu terör örgütü eliyle Türkiye'nin orasını burasını vadedilmiş toprak masalının bir parçası haline getirecekti.
Terör örgütü, CHP'ye verdiği destek karşılığında meşruiyet elde edecek, Türkiye'nin terörle mücadelesi Batı tarafından 'soykırım' olarak nitelendirilecek ve dış müdahale gelecekti.
Ne diyordu o günün Kemal Kılıçdaroğlu'su 'PKK niye silah bıraksın'
Sadece o da değil Sesi çok çıkan, kendisini gösterecek mecra bulan sözde aydınlar da aynı türküyü çığırıyordu. Kimi gazeteci, yazar ve sanatçılar da!
Ha bu arada 'DEM Parti'nin PKK'yla zerre ilişkisi yok' yalanına da Türkiye'yi inandırmaya çalışıyorlardı. 'Siyasi ve demokratik' olduğunu iddia eden bir parti arkasına aldığı silahlı bir terör örgütü üzerinden Türkiye'yi tehdit ediyordu.
'PKK sizi tükürüğüyle boğar' diyen bir Selahattin Demirtaş vardı. Tüm bunlar ve dahası gözümüzün önünde oldu.
CHP'nin kanalı HALK TV'de Ayşenur Arslan 'CHP'nin de tıpkı DEM gibi arkasına silahlı bir örgüt alması şart' diyordu.
Hepsi ve daha fazlası kamuoyunun gözleri önünde cereyan ediyordu.
Ve bugün!

24