'Gel de silkele' diye atar yapıyordu. 'SGK borcumu ödemem, sen de alamazsın' demeye getiriyordu. Tek derdi; yalandan dümenden mağduriyet kovalamaktı.
'Ne yaparsam yapayım kimse bana dokunamaz, dokunursa beni büyütür' diye düşünüyordu. Tatil en çok ona yakışıyordu. Yatmak, çalışmamak, savsaklamak, temel atmamak ve dahası... Hepsi ona yakışıyordu!
İstanbul'u çürüttü, belediyeyi borç batağına soktu, bir tek çivi çakmadı. Öyle ya daha ilk günden 'engelleniyorum' yalanıyla oturmuştu o koltuğa. Nasıl olsa buna inanacak müsait bir kitle vardı.
Her şeyi ama her şeyi parayla dizayn edebilirdi. İrili ufaklı birçok siyasi partiyi parayla safına çekti. İYİ Parti Genel Başkanı'yla ilgili malum şu hafriyat iddiaları beni pek şaşırtmadı doğrusu.
Herif delege satın alıp Özgür Özel'i genel başkan yaptı yahu!
Daha Ak Parti'den, MHP'den belediye başkanları, il ilçe başkanları satın alacaktı! Ama tutuklandı.
'Beni kimse tutuklayamaz' diye inanıyordu. Bırakınız tutuklanmayı sahte diploması iptal edilse Türkiye ayağa kalkar, ekonomi çökerdi.
Tutuklandı! Ama Türkiye ayağa kalkmadı. Saraçhane'deki cılız mitinglere gelenlerin çoğu illegal örgüt mensuplarıydı. Yüz binlerce kişi katılsaydı o örgütler kalabalığı provoke edecek ortalığı yangın yerine çevirecekti. Ama olmadı.
Algıyla, trol ordularıyla da bir yere kadardı ama göremedi. Sahte anketlere en çok kendisi ve Özgür Özel inandı. En çok da CHP'ye gönül verenleri tiksindirdi. Silivri'deki duruşmalara milyonlar katılacak zannediyordu. Kimse gitmedi.
Mutlak butlan kararının çıkacağını adı gibi biliyordu. EKİM diye bir parti kuracaklardı. Mağduriyet ayağına CHP'nin içini boşaltıp gideceklerdi. Ta ki polis Özkan Yalım'ın otel odasının kapısını çalıncaya kadar!
Ta ki Muhitin Böcek konuşuncaya kadar!
Ta ki Ali Mahir'in, Veli Ağbaba'nın yaramazlıkları faş oluncaya kadar!
Mutlak butlan çıktı! İnanın en çok da CHP'ye gönül verenler sevindi bu karara. Gelenin yani Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeri yoktu bu sevinçte. Önemli olan bu kirli tayfanın gidiyor olmasıydı. Sonrasına sonra bakılırdı.

9