Dünyanın en güçlü ordularıyla, en gelişmiş füzeleriyle İran'a saldırdılar. Yüzlerce füze fırlattılar. Dini liderlerini, komutanlarını, yöneticilerini öldürdüler. Tesislerini, üslerini, kurumlarını yerle bir ettiler... Sivilleri katlettiler, çocukları öldürdüler...
Ama İran düşmedi!
İran ayakta!
Demir Kubbe çöktü, İsrail'de yahudiler sığınaklarda. On binlercesi de ülkeden kaçtı. Ama İranlılar sokaklarda, kaçan-göçen de yok. Oysa ABD İran'dan daha güçlü değil mi İsrail de!
Dünyanın en iyi, en gelişmiş savaş gemilerine, uçaklarına sahipler. En güçlü füzelere, bombalara sahipler...
Ama İran düşmedi!
İyi de neden, iyi de nasıl
Hadi bu sorunun cevabını New York Times'tan dinleyelim.
Özetle diyor ki:
MOSSAD savaşın başında Netenyahu'ya 'İranlı liderleri ortadan kaldırdıktan sonra istihbarat faaliyetleriyle isyan çıkarıp rejimin devrilmesinin önünü açabiliriz' demiş. Netenyahu da planı Trump'a götürmüş. Trump ikna olmuş.
Lakin gelin görün ki evdeki hesap çarşıya uymadı. İran'da bekledikleri isyan çıkmadı. Yani ihanet şebekeleri kılını kıpırdatamadı.
Uzun lafın kısası, demem o ki; bir ülkeyi sadece topla tüfekle yenemezsiniz, esir alamazsınız. İlla ki içeriden destek almanız gerekir. Yani içeride size hizmet edecek hainler bulmanız gerekir. O da yetmez. Zira o ülkede vatanseverler sokağa iniyorsa o hainler kaçacak delik arar.
Hatırlayın İran'ın hainleri savaş öncesi sokaklara dökülmüş, güvenlik güçleriyle çatışıyordu. 'Amerika gel bizi kurtar, gel İran'ı işgal et' deme cüretinde bulunuyorlardı. MOSSAD bu hainleri fonluyordu. Savaşla birlikte İran halkı kenetlendi bu alçak hainlere geçit vermedi.
Bir diğer unsur da Hürmüz Boğazı meselesi. İran bu kartını güzel kullandı. Savaş nereye gider, ne kadar uzar, kim kazanır bilmem. Ama bildiğim bir şey var ki iç cephe çökmeden ülke düşmez.

2