Haksız yükselişin sonu

AK Partili bir gencin Jakuzi içinde salakça bir paylaşımını dillerine dolayıp aylarca üzerinde tepinmişlerdi.

Başörtülü genç bir kadının lüks aracı içerisindeki şımarık ve görgüsüzce tavırları da gündem olmuştu. Madem başı örtülü kesin AK Partili'ydi.

Uyuşturucu çekerken görüntülenen ve 'o uyuşturucu değil pudra şekeri' diyerek kendini savunduğunu zanneden o hırtı da sabah akşam ağızlarına sakız etmişlerdi.

Buna benzer münferit hadiselere onlarca yalan ve tiyatro ekleyip yerel seçim kazanmışlardı. İtiraf etmeliyim 'yeni nesil' propaganda yöntemlerini çok iyi kullanmışlardı. 'Yeni nesil' dediğime bakmayın, ahlaksız ve adice bir propagandaydı.

Kitlelere, AK Parti ve çevresinin şatafatlı bir hayat sürdüğü, israfın ayyuka çıktığı, liyakatsiz insanların her türlü mevkide göreve getirildiği, liyakatlilerin elendiği yalanı pompalandı.

Sosyal medyada bu yönde yürütülecek propaganda için trol orduları beslendi. On milyonlarca dolar harcandı.

Bu yöntemi ilk olarak Gezi Parkı olaylarında kullanmışlardı. Onlarca yalan. Biri bitmeden diğeri. Olmayan müftünün olmayan karısından, binbir surat 'Neşe'ye!

Kayıp 128 milyar yalanından tutun da Saray'ın klozetleri altın kaplama yalanına varıncaya kadar...

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni 'saray', Erdoğan'ı 'padişah' olarak kavramsallaştırdılar.

'Hak, hukuk, adalet' sloganları atıp 'ahlaki üstünlük' pozları verdiler.

Her şeye var ama 'emekliye yok' dediler, dedirttiler.

8 milyona yakın AK Parti seçmenini sandığa götürmemeyi başardılar.