Yazar, Milli Mücadele döneminde ABD'nin Ermeni devlet planını General Harbord'a gerçekler anlatarak bozdukları iddiasından hareketle, bugünkü Türkiye'nin yine aynı "kirli oyunlara" karşı güç ve egemenlikle duruş göstermesi gerektiğini savunuyor. Bu tarihsel anlatıyı, günümüzde ABD liderliğindeki küresel düzene karşı Türkiye'nin savunma sanayii atılımlarıyla güçlenen duruşunun haklılığı için kullanıyor. Ancak, 1919'daki diplomatik başarıyı savaş sonrası zaferle bütünleştirirken, günümüzün çok kutuplu dünyasında benzer stratejilerin yeterli olup olmadığı açık değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı ve halk iradesinin esas alındığı 23 Nisan 1920'den bir gün sonraki TBMM'nin ilk gizli oturumunda Mustafa Kemal Paşa ülkenin genel durumu hakkında Meclisi bilgilendirdi...İstanbul'un işgalini ve Meclisin açılış sürecini, iç isyanları, dış tehditleri detaylandırdı...En başta da İngiltere, Fransa ve ABD gibi günümüzde de her türlü pisliğin içinde olan ülkelerin kirli hesaplarını...Daha başka ufak ülkelerde var ama onlar uvertür..Ya da diğerlerinin ayakçıları. O konuşmanın ilk cümlelerinden birisi de şuydu:
"Millî vicdanın büyük iradesine bağlı olarak, milleti bağımsız ve vatanımızı düşmanlardan arınmış görünceye kadar çalışmak andıyla 16 Mayıs 1919 günü İstanbul'dan ayrıldım. Samsun'da işe başladım. İlk düşüncem, ülkemizde güvenliği kendi olanaklarımızla gerçekleştirebileceğimiz inancı oldu."
Dolayısıyla bu söylem ve görüşme devletin temel stratejilerinin belirlendiği ilk kapalı oturum olma özelliğini taşır... Türkiye Büyük Millet Meclisi gizli oturumlar bakımdan özellikle 1920, 1921 ve 1922 yıllarında Milli Mücadele'nin içeriğine ilişkin meseleler üzerine yoğunlaştı. Daha sonraki yıllarda ve yakın zamanlarda belli oranlarda dönemsel azalma, artışlar ve içerik değişiklikleri olsa da dış tehditler ya da kirli oyunlar, tezgahlar denildiğinde başat aktörler hep aynı isimler...Mesela Mustafa Kemal Atatürk'ün 106 yıl önce milletvekillerine hitabındaki detaylardan biri şöyleydi:
"İngilizlerin varlığımızı yok etmek için uyguladıkları gizli ve kirli sonsuz yöntemleri bulunduğunu: hepiniz bilirsiniz.."
★ ★ ★
Günümüzde küresel sisteme ayar vermeye çalışan ABD'de son anda girdiği 1. Dünya savaşında kazanan tarafın lideri,sahibi gibiydi. Vatanı işgalden kurtarmak için Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık ateşini yaktığı günlerde sınırları içine yedi Türk vilayetini alan Yeni Ermenistan Devleti'nin kurulması kararı Amerikan Senatosu'nun onayından geçmişti. Başkan Wilson'ın Paris'te başkanlık ettiği İngiltere, Fransa, İtalya temsilcilerinin katıldığı Dörtler Meclisi, Yakındoğu ve Ortadoğu'da kararlaştırılan hükümleri uygulama görevini üzerine alan Amerika'ya, Ermeni Devleti'nin kurulacağı yerde alınacak tedbir ve yapılacak uygulamalar için tam yetki tanımıştı.
1 Eylül 1919'da emrinde 17 savaş gemisi, 9 bin deniz piyadesi ve Amerikan Kuvvetleri Başkomutanı General Peshing'e tanınmış yetkilerle İstanbul'a gelen Major (Tüm) General James C. Harbord, ardından da sözü edilen illeri incelemek amacıyla Anadolu'ya geçerek Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa'yla görüştü. 22-24 Eylül 1919 gün ve gecelerinde devam eden Sivas mülakatında Mustafa Kemal Paşa'nın kararlılığı ve anlattıkları ile generalin daha sonra gezip gördüğü yerlerde tanık olduklarından sonra bu kirli plan bir hayal olmaktan öteye geçemedi. Amerika-İngiltere-Fransa'nın Ermenilere bırakılmasına kararlaştırdıkları Türk toprakları üzerinde uygulama planı hazırlayacak olan Amerikalı general, gerçekleri, bir milletin kararlılığını bizzat yerinde gördü, kirli oyun bozuldu. Buralar her haliyle Türk'tü ve kendisine anlatılanlar ustalıkla uydurulmuş bir masaldı. Yok edilmiş olanlar Ermeniler değil, yok edilmesine çalışılmış olanlar Türklerdi. İnsafsızca ve vahşetle yakılıp yıkılan, Türk'ün öz yurduydu. İki gün boyunca ABD'li generale eşlik eden Kazım Karabekir Paşa, onu uğurladıktan sonra Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği mesajında şunu der:

4