Zihni Göktay'a veda

Zihni Göktay'ı uzun yıllar tiyatro sahnesinde, sinema perdesinde ve televizyon ekranlarında seyrettik. Onu ölümsüz kılan ve hafızalara kazınan ise 28 yıl boyunca oynadığı "Lüküs Hayat" opereti oldu.

Göktay, Ocak ayında Ankara turnesine giderken dengesini kaybederek düşmüş, kalça kemiğini kırmış fakat mesleğine saygısından dolayı tekerlekli sandalyeyle sahneye çıkarak gösteriyi tamamlamıştı. Kalça kırığına bağlı olarak oluşan sağlık sorunları nedeniyle de birkaç gün önce aramızdan ayrıldı.

Göktay için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrosu Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi, ardından da Karacahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Törende kızı Zeynep babasının kaleme aldığı bir yazıyı paylaştı. Zihni Göktay tiyatrocu olmak isteyen kızına seneler önce şunları yazmıştı:

"Bana da 40 yıl önce babacığım destek olmuştu. Bu, bin bir zorluğuna rağmen seçmekten asla pişman olmadığım bu güzel sanata ilk adımı atmak için... Eğer bu bir bayrak yarışıysa, ben de sana 'Yolun açık olsun' diliyorum güzel kızım. Yalnız başa güreş. Amacın daima zirve olsun. En iyisi olmaya gayret göster. Yetenek yetmez; dürüstlük, ahlak, sorumluluk duygusu ve yılmadan, bıkmadan azimle çalışmak gerekir. Türkiye'de kadın olmak çok zor. alışan kadın olmak daha da zor. alışan tiyatrocu kadın olmak daha da zor. Tiyatrocu, evli ve anne bir kadın olmak ise çok, çok daha zor. Ben senin hepsini göğüsleyeceğine inanıyorum. Kendine ve seyircine olan saygın, tiyatroya olan saygının temelidir. Bunlar seni zirveye çıkaracaktır. Şimdilerde 'Zihni Göktay'ın kızı Zeynep' diyorlar. İleride 'Zeynep Göktay'ın babası' desinler bana. Zeynep, unutma; ben ve annen öldüğümüz gün bile sahneye çıkmak zorundasın. Ölümümüzü yaz tatiline getirmek elimizde değil. Bu, böyle bir sanattır. Güzellikler, şans ve başarı, geleceğinde ilerlediğin yolda sana yardımcı olsun; yoluna halı olsun ki bu dikenli yolda ayakların incinmesin. Hadi rastgele, babişkon."

17 YIL ÖNCEKİ RÖPORTAJ

Zihni Göktay'ı 2009 senesinin soğuk bir ekim günü tanıdım. Zeynep'e "Baban turneye gelince bir röportaj yapmak istiyorum" demiştim. O da bizi 29 Ekim 2009 gecesi Ankara'da buluşturmuştu. O gece "Lüküs Hayat" oynanmıştı, büyük bir keyifle izlemiştim. Temsilden sonra Zihni Bey'le kaldığı otelin lobisinde görüşmüştük. Röportajın öznesi Ankara'ydı ve şöyle demişti: "Ben Ankara'da ilk kez profesyonel oldum. İlk profesyonel maaşımı Ankara'da aldım. Meydan Sahnesi'nde!". Son sahnesi de Ankara'da oldu. 17 yıl önceki o röportajın tamamını vermek mümkün değil ama bir kısmını paylaşmak isterim:

TA: Zihni Göktay'ın Lüküs Hayat serüveni nasıl başladı

ZG: 1984 Kasım'ında. Şehir Tiyatroları'nın Genel Sanat Yönetmeni Gencay Gürün'ün projesiydi. İBB Başkanı Bedrettin Dalan destek verdi. Şehir Tiyatrosu'nun orkestrası yoktu, bir kadrolu orkestra kuruldu. Oyuna Cemal Reşit Rey süpervizör oldu. Üç aylık prova döneminden sonra Haldun Dormen'in sihirli yönetimiyle Lüküs Hayat başladı.

TA: Lüküs Hayat'ın Türk tiyatrosundaki önemi nedir

ZG: Muhsin Ertuğrul ve arkadaşları Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü, Behzat Butak gibi usta sanatçılar bir operet devrini başlattılar. O zamanların İstanbul valisi Muhittin Üstündağ "Sanki biraz daha sabun köpüğü, şampanya kabarcığı gibi oyunlar da gerekiyor mu acaba" diye soruyor. Muhsin Bey de bu tür müzikli oyunlara iyi gözle bakmıyor ama ne yapsın bütçeyi belediye tayin ettiği için kıramıyor. Bunun üzerine Fransa'da müziği bol sözü az olan bir revü varmış, bir de Dolce Vita... İkisinden esinlenmişler, Lüküs Hayat'ı yapmışlar. Bizim de elimizde Hazım Körmükçü, Bedia Hanım, Vasfi Bey, Refik Kemal Arduman, Şevkiye May, Halide Pişkin gibi bir komedi kadrosu var. Operet devri 1932'de "Üç Saat" operetiyle başlıyor. Bu tutunca, arkasından "Lüküs Hayat" başlıyor ve dört sene oynuyor. "Lüküs Hayat" İstanbul'un bir parçası oldu. Vefa Bozası, Kanlıca Yoğurdu, Emirgan ınaraltı ayı, Alibeyköy Mısırı, Yedikule Marulu gibi İstanbul'un folklorik özelliği gibi oldu.

TA: Kızınız da sizin yolunuzda, sizden etkilendiğini düşünüyor musunuz

ZG: Kesinlikle. Lisede merak sardı, tiyatro koluna girdi. Konuştuk, Türkiye'de kadın olmanın, tiyatrocu olmanın zorluğunu ve en önemlisi tiyatrocu kadın olmanın zorluğunu anlattım. Annemin vefatında matine - suare, iki oyun oynadım o gün. "Annemi ağlayarak gömdüm, mezarlıktan çıkıp tiyatroda insanları güldürdüm böyle şeylere hazırlıklı ol" dedim. Tiyatroculuk zor bir meslektir. Zeynep, Lüküs Hayat'ın prömiyerinde doğdu. Oyunda sevgilimin adı Zeynep ya, Suna Ablam da "Adını Zeynep koyalım" dedi. Kızım Zeynep'in isim anası da Suna Pekuysal'dır. Zeynep'le aynı yaşta Lüküs Hayat da devam edip gidiyor.

TA: