Sosyal medya ve Atatürk

Melih Cevdet'in anılarını kaleme aldığı kitabında bazı dostlarının vefatından duyduğu üzüntüden bahsetmiştir. Bunların arasında Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı Tarancı ve Orhan Veli de bulunur. Malum Ziya Osman Bey Servet-i Fünun ve Varlık dergisinde yazmış, Yedi Meşale Dergisi'ni çıkarmış, yolu bir ara Cumhuriyet Gazetesi'nden geçmiş ve son yıllarında Varlık Yayınları'nın kitaplarını basıma hazırlamıştır. Melih Cevdet, Saba'nın vefatının ardından edebiyatçı dostlarıyla Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaki merasime katıldıklarını anlatmış, ne yazık ki günümüzde bu mezar kayıplara karışmıştır.

Anday, Orhan Veli'nin vefat haberini ise Cahit Sıtkı aracılığıyla öğrenmiş, çok istediği halde Ankara'da olduğu için Aşiyan'daki defne katılamamıştır. Yakın dostu Cahit Sıtkı'nın vefatına dair de bilgiler de paylaşan Melih Cevdet, Tarancı'nın vefatından önceki son iki yılının hastalıkla geçtiğini, devlet desteğiyle tedavi için Viyana'ya gittiğini ve orada vefat ettiğini aktarmıştır.

Bilmediğimiz ayrıntılar ise Salim Şengil'in anılarında karşımıza çıkmıştır. Tarancı'nın naaşı Viyana'dan İstanbul'a getirilmiş, Ankara'ya demiryolu ile taşınırken Polatlı'da vagonlar değiştirilmiş, Tarancı'nın tabutu farklı bir vagonda kalmış ve Ankara Edebiyatçılar Derneği devreye girerek naaşı Ankara'ya ulaştırabilmiştir. 26 Ekim 1956 günü Nurullah Ataç, Ahmet Muhip Dıranas gibi edebiyatçıların katılımıyla Cebeci Asri Mezarlığı'nda Cahit Sıtkı Tarancı son yolculuğuna uğurlanmıştır. Ertesi gün Cumhuriyet gazetesi "Hazin bir tören ile toprağa verildi" satırıyla okurlarına seslenirken Melih Cevdet de Tarancı'nın vefatına dair "üzerimdeki etkisi ağır olmuştu" demiştir.

Cahit Sıtkı'nın Cebeci'deki mezarını geçen sene görmüştüm. Ankaralılar bilir Cebeci'de birçok tanınmış sima yatmaktadır, Hasan Âli Yücel'den Afet İnan'a, Mustafa Necati'den Reşit Galip'e kadar birçok isim...

Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile "Influencer" kavramı ortaya çıktı. "Etkileyen, etkileyici, fenomen" gibi manalara gelen influencer'lar çeşitli alanlarda videolar çekmekte, ürün reklamları yapmaktadır. Hatta mezarlıkta çekim yapanlar bile ortaya çıkmıştır. Geçenlerde gördüğüm bir hesap Tarancı'nın mezarının başında hayatını anlatan bir çekim yapmıştır. İnsan bu videoları izleyince şunu soruyor; mezarlık gibi matem dolu bir ortamda bu tip videolar çekmek ne kadar doğrudur

"VİDEOLAR NEDEN EKİLİYOR"

Sosyal medyada gördüğümüz videolar ile kişi para kazanmayı mı amaçlıyor, yoksa sadece bilgi verme amacı mı taşıyor Bazı platformlarda iş birliği ve reklam anlaşmaları yapılarak veya izleyicilerden gönderilen "hediye" ile gelir elde ediliyor. Altı çizilmesi gerekense bu tip videoların milyonlara ulaştığı gerçeğidir. Öte yandan video içerikleri incelediğinde ciddi hatalar olduğunu görülebilmekte ve bu da tarihe zarar vermektedir. Özellikle Atatürk'ü ele alan videolarda Atatürk'e dair bilgiler kimi zaman yanlış, kimi zaman abartılı, kimi zamansa karalama amacıyla hazırlanmaktadır. Hazırlayanlar ise bilgi verdiği konuda yetkin olmayan veya art niyetli kişilerdir.

Tarih yazımında objektiflik şarttır. Bunun bilincinde olan Atatürk'ün bir uyarısı vardır ve der ki "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır".

Denk geldiğim başka bir videoda ise ilk avukat Süreyya Ağaoğlu'nun Atatürk ile ilgili bir anısı anlatılmış, kimi yerlerde hatalı bilgi verilmiştir. Video, çeyrek milyon kişi tarafından beğenilmiş ve milyonlarca kez seyredilmiştir. Bir başka hesabın çektiği videoda ise Mustafa Kemal Paşa'nın 27 Aralık 1919 günü Ankara'ya geldiği zaman yerleştiği, dört ay boyunca yaşadığı, Millî Mücadele döneminde karargâh olarak kullanılan Ziraat Mektebi binası ile oban Mektebi binası karıştırılarak anlatılmıştır. Bu videoda yine milyonlarca kişiye ulaşmış, yanlış bilgi defalarca paylaşılmıştır. Son gördüğüm bir videoda ise 10-12 yaşlarındaki küçük bir kardeşimiz Atatürk'ü ele alan videolar çekmeye çalışmış, binlerce insan tebrik etmiş, devam etmesini isteyerek yüreklendirmiştir.