Nezihe'nin kadife bayramlığı

Ülke gündemi karışık. Bu şartlarda giriyoruz bayrama. Geçen bayram Aziz Nesin ile Neyzen Tevfik'in bir bayram hatırasını kaleme almıştım. "Nerede O Eski Bayramlar" başlıklı yazı. Üşenmezseniz bir okuyunuz derim. Orada Aziz Nesin'in bayramlığını anlatmıştık bugün de başka bir çocuğun; Nezihe'nin...

Öncesinde Osmanlı dönemi Ankara'sına bir bakmak isterim.

Birçok kentte olduğu gibi eskiden Ankara'da da "Bayram Yerleri" kurulurdu. Biri Hamamönü'de "Hamit'in Tarlası" denilen yerde, diğeri ise "Tahtakale" dediğimiz eski Ulus Hali'nin bulunduğu yerde... Tabii bayram yerleri bugün unutulmuştur. Hatırlatmak gerekirse, boş arazilere dönme dolaplarının, salıncakların, tahterevallilerin kurulduğu, çocukların da bayramlarda gönüllerince eğlendiği yerlerdi buralar. Cumhuriyetin ilk yıllarında da bu gelenek devam etti, sonra da unutulup gitti.

*Ankara'da Tahtakale'de kurulan bir bayram yeri 1910'lar.

*Hamit'in Tarlasında kurulan salıncaklar, 1920'ler.

Millî Mücadele döneminde Ankara'da bulunan ünlü tarihçimiz Enver Behnan Şapolyo da bu bayramlar yerlerini görmüş ve yazmış kişilerdendir. Bir kitabında da Mustafa Kemal Paşa'nın Hacı Bayram Camii'nde bayram namazı kıldığını, akabinde Zincirli Camii'nin karşısında bulunan sıralı akasya ağaçlarının bulunduğu yerde Ankaralılarla bayramlaştığını kaleme almıştır. Bu akasyaları da Ankara'ya Muhittin adında bir ziraatçı dikmiştir ki yazar Mehmed Kemal 1930-1940'lar Ankara'sında bu akasyaların kentin adeta simgesi olduğunu anlatmıştır. Şimdi ne akasyalar kaldı ne de bayram yerleri...

NEZİHE'NİN BAYRAMLIĞI

ocukların sabırsızlıkla gitmeyi beklediği yerlerdir bu bayram yerleri. 1926'ya yani tam 100 yıl öncenin Ankara'sına gitseniz o bayram günü Nezihe'nin heyecanına da tanıklık ederdiniz. Nezihe! Yani hepimizin bildiği üzere Ankara ve Atatürk üzerine kitaplar yazar Nezihe Araz... "Mustafa Kemal'in Ankara'sı" adlı kitabında çocukluğunun geçtiği bayramları da kaleme almıştır. Altı yaşında dikilen ilk bayramlığını da... Açık lacivert kadifeden, yakasında ve kol ağızlarında ince plili pembe şifondan süsleri olan bayramlığını ablası Samiye dikmiştir. Bir de siyah rugan ayakkabı alınmıştır Nezihe'ye ve şöyle anlatmıştır heyecanını: "Yeni pabuçlarım üç gün baş ucumda nöbet tuttu. Onları okşamadan üç gün yatağa girmedim. Bayramı beklerken uykum kaçıyordu adeta".

ocuk "Aziz Nesin" de aynı şeyi anlatmıştı geçen bayram ki yazımızda; pabuçlarını, kıyafetlerini giymeye kıyamadığını... Peki ya şimdi Günümüz çocukları Aziz Nesin ve Nezihe Araz gibi bayramlıklarını giymeyi heyecanla bekler mi

Kendisini çirkin bulan ve aynalarla arası iyi olmayan Nezihe o bayram kadife elbisesini giydiğinde bir mucizenin gerçekliğine tanık olmuştur; yanaklarının daha renkli, gözlerinin daha parlak ve çok güzel bir kız olduğunu söylemiştir. Bunu da "kadife bayramlığın mucizesi"ne bağlamıştır.

Eller öpülmüş, süslü bayram mendilleri ile harçlıklar alınmış, dargın olan amcasıyla halası barıştırılmış. Nezihe'yi bir ara arkadaşları bahçede oynamaya çağırmış fakat o kadife bayramlığı kirlenmesin diye çıkmamıştır dışarı. Aklında ise o soru: "Şimdi bizi bayram yerine götürecekler mi" Sonra da tedirginlik: "Bu kadife elbisemle dönme dolaba nasıl bineceğim"

Bu sırada komşuları bayramlaşmaya gelmiştir. Annesinin elini tutan Nigâr ile Yadigâr... Sohbet sırasında Nezihe'nin akranı olan Nigâr birden ağlayıvermiştir. Gerisini şöyle anlatmıştır Nezihe: