Cumhuriyetin kızları

Türk kadınının hak arayışı II. Meşrutiyet ile hız kazanır. Hanımlara Mahsus Gazete (1895-1906), Kadınlar Dünyası (1913-1921) gibi yayınlar bu arayışın dile döküldüğü yerler olur. Kadınlar bu dönemde dernekler de kurar, seslerini yükseltir. 1914 senesinde Mihri Müşfik Hanım'ın girişimiyle kızlara özel "İnas Sanayi-i Nefise Mektebi" açılır. Kızlar bu sayede güzel sanatlar alanında eğitim alabilir. Aynı yıl da "İnas Darülfünunu" kız öğrenciler için kapılarını açar. 1923 senesinde Nezihe Muhiddin öncülüğünde "Kadınlar Halk Fırkası" ilk siyasal parti girişimi olurken bir sene sonra bu oluşum "Türk Kadınlar Birliği" olarak yoluna devam eder.

Cumhuriyet ile birlikte Medeni Kanun'un çıkması, kadın - erkek eşitliğine dayanan bir toplumun yaratılması, kadınların eğitim alabilmesi, iş sahasına girmesi, sportif yarışmalara katılabilmesi, seçme ve seçilme hakkı gibi çeşitli alanlardaki hak kazanımları Cumhuriyet ile somutlaşır.

Atatürk de bunu destekler. Misal, 1 Kasım 1924 günü açılan Musiki Muallim Mektebi'ni ziyaret edişinde "Neden bu okulda kız öğrenci yok" demesi üzerine kızların okula alınması eğitime teşviktir. Lokantada yemek yediği için tepki alan ilk avukat Süreyya Ağaoğlu ile ertesi gün aynı lokantaya giderek "Efendiler yarın Süreyya burada tek başına yemek yiyecek" demesi Türk kadınını sosyal hayata sokma çabasıdır. 1923 senesinin şubatında İzmir'de sinema salonundaki erkekleri görüp "Dışarıda bekleyen kadınları da içeri alın, birlikte film izleyecekler" demesi yine Türk kadınını sosyal hayata sokma çabasının bir yansıması olur, 1923 senesinde Bedia Muvahhit ile görüşerek Anadolu'ya turneye çıkmasını, Türk kadınının tiyatro yapabildiğini topluma göstermesini istemesi de bu teşviğin akla ilk gelen örnekleridir.

KIZLARIMIZIN BAŞARISI

Hak arayışının bir adımı olarak görüyoruz ki son yıllarda Türk kadın voleybolu gerek kulüp gerek milli takım düzeyinde önemli başarılar kazanıyor. Hafta sonu da A Milli Kadın Voleybol takımımız VNL Milletler Liginde şampiyon oldu. Voleyboldaki başarılar arttıkça son dönemde ilk kadın voleybolcumuz Sabiha Rifat Gürayman'ın adı da yavaş yavaş duyulma başladı. Geçtiğimiz günlerde Gürayman'ın 1973 tarihinde Milliyet gazetesine verdiği bir röportajını bulabildim. Türk kadınının hak arayışı ve Atatürk'e bakışını anlattığı bu röportajından bazı bölümleri de sizinle paylaşmak istedim.

Gürayman, İstanbul Kız Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1927 senesinde o yıl ilk kez kız öğrenci kabul eden Yüksek Mühendis Mektebi'ne (sonradan İTÜ) kayıt yaptırır. O günü Milliyet gazetesine şöyle anlatır:

"...okul arkadaşım Nesibe'ye uğramıştım; Atatürk'ün emri ile Mühendis Mektebi'ne bu yıl kız öğrenci alınacağını söyledi. Koşup gittik. Kayıtlar o gün kapanıyordu. Giriş sınavlarına ise iki gün kalmıştı. 'Boşuna yorulma kızım!' dediler. Tepem atmıştı. 'Beyefendi! Siz bana kayıt şartlarını söyleyiniz' dedim. (...) Okula 350 erkek öğrencinin arasında iki kız öğrenciden biri ben, diğeri arkadaşım Melek idi. Önceleri merakla izleniyorduk. Zamanla her şey değişti. Artık erkek arkadaşlarımla spor yapabiliyor, onlarla aynı takımda oynayabiliyordum. O yıllar Galatasaray ve Fenerbahçe takımları vardı. Birinci yılın sonunda okulun voleybol takımına seçildim. Sonra Fenerbahçe Kulübüne kaydedildim."

Sabiha Rifat, 1933 senesinde mezun olur, Vali Muhittin Üstündağ'ın elinden diplomasını alır. Ankara'da Nafia (Bayındırlık) Vekaleti'nde ilk kadın inşaat mühendisi olarak görevlendirilir.

Gürayman röportajında iş hayatını, toplumun kadına bakışını ise şöyle anlatır:

"alışma hayatımın ilk yıllarında adım 'mühendis hanıma' çıkmıştı. Önceleri pek kolay olmuyordu tabi. Odaya giren mühendisi soruyor ve çıkıyordu. Sonra alıştılar ve sevdiler de. Odacım yaşlı bir adamcağızdı. Bir gün iş için gelmiş bir vatandaşla konuşuyordu. 'Bu mühendis hanım var ya' diyordu, 'Bu rapor verdi mi koca bir binayı yıktırır'. Daha sonra çevremdeki ilgi ve sevgi zamanla saygıya dönüştü."