Washington'da yeni bir mağduriyet tiyatrosu & İran Savaşı'nda Kushner'ın kirli parmak izleri

Trump'ın suikast iddiasından Kushner'ın milyar dolarlık çıkar çatışmasına: Amerikan siyasetinin gerçek skandalı hangi tarafta gizli?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Trump'ın 25 Nisan tarihli suikast girişimi iddiasını PR oyunu olarak nitelendirirken, asıl skandalın Jared Kushner'ın İran savaş kararlarında aldığı rol ve Suudi Arabistan fonlarından aldığı 2 milyar dolarlık yatırımla ilgili çıkar çatışması olduğunu savunuyor. Kushner'ın diplomasi sürecini İsrail lehine yönlendirirken Suudi fonlardan zenginleşmesi ve ana akım medyanın bu skandalı görmezden gelmesi yazarın ana eleştirisi; ancak bu iddiaların arkasındaki kanıtlar tam olarak açık mı?

Washington'da bir otel koridorunda yankılandığı iddia edilen o silah sesleri, Amerikan siyasetinin en eski ve en bayat oyunlarından birini yeniden sahneler gibiydi.

Donald Trump, 25 Nisan tarihini hafızalara "bir suikast girişimi" olarak kazımak için her zamanki şovmenliğiyle kameraların karşısındaydı. Ancak bu kez, bu senaryonun dikiş izleri o kadar belirgin ki, sormadan edemiyoruz: Bu gerçekten bir saldırı mı, yoksa anketlerde eriyen bir egonun son can simidi mi

Yıllardır toplumu geren, nefreti körükleyen ve bizzat şiddeti bir siyaset dili haline getiren Trump'ın, bugün "şiddetin mağduru" rolüne soyunması trajikomik bir ironidir.

Dün gece o lüks otelde yaşananların detaylarına baktığımızda; güvenlik zafiyetinden çok, bir halkla ilişkiler (PR) dehasının dokunuşlarını görüyoruz.

Olay anından hemen sonra verilen o kusursuz pozlar, yumruk sıkmalar ve "savaşacağız" nidaları, bunun önceden çalışılmış bir "Hollywood sahnesi" olduğu şüphesini her sağduyulu zihne kazıyor.

Trump, siyasi ömrünü kutuplaşmadan beslenerek uzattı. Şimdi ise bu hayali suikast girişimiyle, kendi yarattığı canavarı seçim malzemesi yapmaya çalışıyor.

Mağduriyetten kahramanlık devşirmek, otoriter liderlerin en sevdiği sığınaktır. Eğer bu bir senaryoysa –ki tüm işaretler o yönde– bu sadece bir seçim kurnazlığı değil, Amerikan halkının zekasına hakarettir.

ABD'de siyasetin bu denli "ucuz bir kurguya" alet edilmesi demokrasi tarihi için ciddi bir anekdottur. Trump'ın dünkü "mucizevi kurtuluşu", demokrasiye bir saldırı değil, sandıkta kaybedeceğini anlayan bir adamın son çırpınışıdır.

Asıl tehlike o namludan çıkan kurşun değil, bu yalanlarla zehirlenen toplumun ta kendisidir.

Trump'ın Yahudi asıllı Damadı Jared Kushner ile ilgili Beyaz Saray koridorlarında tarihe yazılan ikinci Anekdot ise: Resmî bir sıfatı, anayasal bir yetkisi, halka hesap verme zorunluluğu olmayan tefeci bir emlak prensinin dünyanın en büyük askerî gücünü İran'la topyekûn bir savaşa sürüklemesi diye olacak.

Jared Kushner, kayınpederi Trump'ın gözünde "harika bir iş çıkaran" dâhi müzakereci olsada lakin geride bıraktığı enkaz, nepotizmin en ölümcül tezahürlerinden biridir.

Kushner'ın yükselişi, Trump döneminin özetidir: Ehliyetin değil birilerinin veya bir yerlerin adamı olmanın, Lobi ve vekaletin, kamu yararının değil şahsi çıkarın esas alındığı bir yönetim anlayışı.

Beyaz Saray'daki resmî danışmanlık günlerinden bugüne uzanan süreçte Kushner, diplomasiyi bir emlak projesi gibi yönetti. Trump'ın "Steve, Jared, Pete ve Marco'nun bana anlattıklarına göre bize saldıracaklar" sözleri Politik bir faciaın itiraftır.

İran'a savaş açma kararı, Amerikan istihbaratının değil, damadın yönlendirmesiyle alınmıştır.

Ailesinden başka kimseye sadakat borcu olmayan bu adam, Küresel dünyayı ve milyonlarca insanın kaderini bir iş anlaşması pazarlığına indirgedi.

Asıl skandal ise perdenin arkasında saklı. Kushner, İran'la nükleer müzakereleri yürütürken, aynı anda Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'ndan kendi özel yatırım şirketi Affinity Partners'a tam 2 milyar dolar aktarıyordu. Sadece yönetim ücreti olarak şahsi hesabına 110 milyon doları aktaran Kushner'ın bu çifte rolü, "açık ve telafisi mümkün olmayan bir çıkar çatışması" olarak okunmalı.

İran'a savaş açılması için Bibi'den sonra en çok bastıran aktörlerden biri olan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın kontrolündeki fonlardan akan milyarlarca dolar ile Washington'daki savaş kışkırtıcılığı arasındaki bağlantıyı görmemek için kör olmak gerekir.