Toplumların aynası olduğu söylenen mizah, bazen insanları bir araya getirir, bazen de yüzyıllardır süregelen önyargıları yeniden üretmenin aracı hâline gelir.
kamuoyunda tartışmalara neden olan ve Kürt kadınlarını küçümsediği yönünde eleştiriler alan bir zerzavatın anlattığı bir fıkra etrafında yükselen tepkiler, aslında çok daha büyük bir sorunun işaretidir.
Bir halkın kadınlarını aşağılamanın, onları basmakalıp yargılarla tanımlamanın ve bunu "mizah" kisvesi altında meşrulaştırmanın hâlâ bazı çevrelerde kabul edilebilir görülmesi.
Oysa hangi etnik kökene, dile ya da kültüre mensup olursa olsun kadınlar, toplumların taşıyıcı sütunlarıdır. Kürt kadınları da bunun en güçlü örneklerinden biridir.
Bu nedenle onları küçümseyen, değersizleştiren ya da alay konusu hâline getiren her söz, yalnızca bireylere değil, bir halkın ortak hafızasına yönelmiş bir saygısızlıktır.
Daha'da ötesi...
Bir ülkenin ahlaki pusulasını ölçmek istiyorsanız, insanların neye güldüğüne bakın derler ya.
Evet!
Bir halkın kadınlarını aşağılayan sözler söylenirken yükselen kahkahalara bakın.
Bir topluluğun onuru alay konusu edilirken yüzlerde beliren memnuniyete bakın.
Ve sonra dönüp kendinize şu soruyu sorun: Bu ülkede gerçekten kim kimi küçümsüyor
Birilerinin zırvaladığı bir fıkra etrafında yaşananlar, aslında tek bir kişinin sözlerinden çok daha büyük bir sorunu gözler önüne serdi. Çünkü mesele sadece anlatılan bir fıkradan çok bir halkın kadınları hedef alınırken orada bulunanların buna nasıl tepki verdiğidir.
Daha doğrusu, nasıl kahkahalarla güldüğüdür.
İşte insanı öfkelendiren de budur.
Çünkü bazen söylenen sözden daha ağır olan şey, o sözü alkışlayan kalabalıklardır.
Bir halkın kadınları üzerinden kurulan aşağılayıcı ifadeler karşısında kahkahalara boğulanlar, aslında yalnızca bir fıkraya gülmemektedir. Onlar yıllardır bu ülkede üretilen önyargılara, ayrımcılığa ve kibire de gülmektedir. Daha doğrusu onları normalleştirmektedir.
Sonra aynı insanlar çıkıp birlikten, kardeşlikten, toplumsal barıştan söz edecekler.
İnsanın sorması geliyor:
Hangi kardeşlik
Bir halkın kadınlarının onuru ayaklar altına alınırken susanların, hatta bundan eğlence çıkaranların toplumsal barış üzerine söyledikleri sözlerin ne kadar samimiyeti olabilir'ki
Bir an için rollerin değiştiğini düşünelim.
Aynı sözler başka bir etnik grubun kadınları için söylenseydi ne olurdu
Aynı aşağılamalar başka bir topluluğun annelerine yöneltilseydi
Yine aynı kahkahalar yükselir miydi
Yoksa birden bire herkes saygı, nezaket ve toplumsal sorumluluk dersleri vermeye mi başlardı
Bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz.
Sorun tam da burada başlıyor.
Çünkü Türkiye'de bazı kesimler hâlâ Kürtlere yönelik küçümseyici dili "mizah",
önyargıyı "espri",
ayrımcılığı ise "şaka" olarak sunabileceklerini düşünüyor.
Hayır.
Bir halkın kadınlarını aşağılamak mizah değildir.
Bir halkın kimliğiyle alay etmek mizah değildir.
Bir halkın kültürünü küçümsemek mizah değildir.
Bunların adı mizah değil, kibirdir.
Ve kibir çoğu zaman cehaletin en gösterişli kıyafetidir.
Kürt kadınları bu ülkenin tarihine yalnızca isimleriyle değil, emekleriyle damga vurmuştur. Maraşı kurtaran milli mücadelenin fitilini ateşleyen Sütçü İmamın kabullenemediği şey kürt Bir kadının düşman askeri tarafından yırtılan Hicabıydı.
Anadolu'nun ve Mezopotamya'nın en zor yıllarında evlerini ayakta tutan, çocuklarını büyüten, kültürünü koruyan, dilini yaşatan milyonlarca Kürt kadını olmuştur.
Kürt anneleri sadece evlat yetiştirmedi.
Bir halkın hafızasını taşıdı.
Bir halkın tarihini korudu.
Bir halkın kültürünü geleceğe ulaştırdı.
Bugün hâlâ Kürtçe ninniler söyleniyorsa, Kürtçe ağıtlar yakılıyorsa, Kürt kültürü Ortadoğudaki tüm olumsuz siyasi hafızaya rağmen yaşamaya devam ediyorsa bunda Kürt kadınlarının payı tartışılmazdır.
Ama belli ki bazı çevreler bütün bunları görmek yerine eski önyargıların karanlığına sığınmayı tercih ediyor.
Çünkü önyargı kolaydır.
Tanımadan yargılamak kolaydır.
Uzaktan konuşmak kolaydır.
Bir halkın kadınlarını klişelere hapsetmek kolaydır.
Zor olan ise saygı duymaktır.
Zor olan eşit görmektir.
Zor olan kendi önyargılarıyla yüzleşmektir.
Bu yüzden bugün asıl eleştirilmesi gereken yalnızca o sözler değildir.
O sözleri duyup kahkahalar atanlardır.

29