-Emri Olur-
Daha önce kültürel mirasımız olan türkülerimizle ilgili bir yazı kaleme almış ve türkülerimizle ilgili bir yazı serisine başladığımızı belirtmiştik. İlk yazımızda türkü kavramının kendisiyle ilgili genel bir bilgilendirme yapmış; ilerleyen zamanlarda da türkülerimizin hikâyesine, melodisine, tınısına, anlamına, bizde bıraktığı etkisine ve spesifik özelliklerine dair yazılar kaleme almaya çalışacağımızı sizlerle paylaşmıştık.
Söz konusu türkü olunca Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun "Türküler Dolusu" şiirinin şu dizelerine değinmeden olmaz:
"...Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
İçerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım..."
Şiirin tamamını okumanızı tavsiye ederim.
Bu yazımızda ise sözü ve bestesi Mustafa Cihat'a ait olan, anlam olarak beni çok etkileyen "Emri Olur" eserine değineceğiz.
"Emri Olur" ezgisini ilk olarak gençlik yıllarımda, sözü ve bestesi kendisine ait olan Mustafa Cihat'tan dinlemiştim. İlk dinlediğim zamanlarda bir aşığın sevgilisine yazdığı dizeler olarak düşündüğüm eserin hikâyesini öğrenince çok şaşırmıştım. Bir aşk türküsü diye düşündüğüm eser; Peygamber Efendimizin (sav) amcası Hz. Hamza'yı şehit eden, lakin daha sonra Müslüman olan Vahşi'nin, İslam ile müşerref olduktan sonra içinde bulunduğu his dünyasına bir bakıma tercüman olmaya çalışmış.
Ezginin ilk halinin giriş kısmında bir şiir, sonrasında ise türküsü gelmektedir. Sözlerin tamamı, Uhud Savaşı'nda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) sevgili amcası, "Allah'ın Aslanı" (Esedullah) olarak bilinen Hz. Hamza'yı şehit eden Vahşi'nin; Müslüman olduktan sonraki zamanlarında onu en çok etkilediği düşünülen anları anlatıyor.
Vahşi'nin Uhud Savaşı'nda Peygamber Efendimizin (sav) hem sütkardeşi hem de en sevdiği amcalarından biri olan Hz. Hamza'yı şehit edişi, Efendimizi ziyadesiyle üzmüştür. Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olmak için huzura gelen Vahşi adını söyledikten sonra, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz mutluluk ve hüznü aynı anda yaşamıştır. Bir tarafta en çok sevdiği amcasının katili, diğer tarafta bugüne kadar işlediği bütün günahlarından pişmanlık duyarak af ve tövbe kapısına gelmiş çaresiz bir kul... Bir zamanların en azılı katili, şimdi huzura alınmak için eşikte bekliyor. Pişmanlık tüm ruhunu kaplamış; lakin yüreği hâlâ bir umut pınarı gibi çağlıyor.
Yılların pişmanlığıyla tir tir titrerken ufak bir umut kırıntısıyla çalıyor Rahmet Peygamberi'nin kapısını; içeri buyur edilmenin beklentisiyle, tüm günahlarından arınmanın ödülü olarak...

23