Yüce Allah, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) için "Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107. Ayet) diye buyuruyor. İki gün önce idrak ettiğimiz Kadir Gecesi de bu gönderilişin miladıdır. Son peygamber, son dinin ilk vahyinin yeryüzünü şereflendirdiği gece. "Oku!" diyerek başlayan emirler silsilesi "...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim..." (Maide Suresi, 3. Ayet) buyruğuyla nihayet buldu.
Kendisi rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz'in (s.a.v.) bize anlattığı emirler de insanlık için rahmettir. Bazen "Ey iman edenler!" diye başlayarak sadece inananlara hitap ederken bazen de "Ey insanlar!" diyerek bütün insanlığı muhatap almıştır. Görmek isteyene, görebilene... Göremeyenlerin durumu için de Kur'an-ı Kerim'de "Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler." (Bakara Suresi, 18. Ayet) diye ifade ediyor Yüce Rabbimiz.
Kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Hakikat güneş gibi başımızda ışıldarken gözünü kapatmak o ışığın varlığını yok sayamaz. Tam aksine de güneşle inatlaşan göz kör olmaktan kendini kurtaramaz.
Bugün dünyanın içine çekilmek istendiği durum da bunu işaret ediyor maalesef. Yanlışın doğruya, kötünün iyiye, haksızlığın adalete tahammülü yok. İnsan yanlışta ısrar ettiği müddetçe doğruyu görmeye ve onunla yüzleşmeye de cesaret gösteremez.
Bugün dünyanın içine sürüklendiği kaos, içi boşaltılmış kavramların hezeyanı, zalimin adalet dağıtma arzusu, sömürgecilerin özgürleştirme çabaları, insanlıktan nasibini alamamışların insan hakları avaneliği yapmalarının sonucudur.
Merhum Milli Şairimiz Mehmet Akif'in tek dişi kalmış canavar diye nitelendirdiği Batının, medeniyet maskesi altındaki barbarlığıyla dünyanın başına musallat olması, hakikatin hikmetine vakıf olamayıp kendi zulümlerinin körlüğünde boğulmalarından başka bir şey değildir. Onların güneşi, güzeli, doğruyu, hakikati görmeye tahammüllerinin olmadığının göstergesidir. Çünkü hakikatin aydınlığında kendi pisliklerinin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Haber bültenlerinde "Felaketin boyutu gün ışıyınca ortaya çıktı." diye bir ifadeye denk gelmişsinizdir. İşte bu medeniyet de dünyaya getirdikleri felaketin boyutunun gün yüzüne çıkmaması için dünyanın sürekli karanlıkta kalmasını istiyor ve günün ışımasını istemiyorlar.
Yüce Allah, onların bugün içinde bulundukları durumu bize "Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saf Suresi, 8. Ayet) diye bildirmektedir.
Bugün insanlığa savaş açanlar, yarın en büyük mağlubiyeti tadacaklardır. Kendi yanlışlarını örterek sapkın ideolojileriyle insanlığa musallat olan bu akıl, yarın rüsva olmaktan kendini kurtaramayacaktır. Hakikatin nuru onların yanlışlarını gün gibi ortaya çıkaracaktır.

15