Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum AA'da yayınlanan makalesinde şöyle yazıyor:
"Erdoğan'ın yeniden cumhurbaşkanı olmaya ihtiyacı yoktur ama Türkiye'nin bir kez daha Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ihtiyacı vardır."
Başka türlü yazması beklenemez.
Bu, lider odaklı düşünme biçimidir. CB sisteminin de temelindeki düşüncedir. Sistemin mimarlarından Prof. Şükrü Karatape söylemişti:
"Tayyip Erdoğan için yapılan bir düzenlemedir diyorlar. Kim güçlü ise işaret gösterir de yapılır. 82 anayasası Kenan Evren için yapıldı ve herkes kullandı. Bugün Tayyip Bey istiyorum dedi ve yaptırdı." (28 Ocak 2017)
Bugün Mehmet Uçum Erdoğan-odaklı bir seçim zamanlaması yapıyor.
LİDER KÜLTÜUçum'a göre, "bölgedeki durum, savaş koşulları, Terörsüz Türkiye'ye geçiş süreci gibi son derece önemli sebeplerle" bugünkü konjonktürde seçime gidilemez...
Ama bir başkası da çıkıp, "asıl bu koşullarda millete gitmek gerekir" diyebilir, muhalefet diyor zaten.
Uçum'a göre, Cumhurbaşkanı'nın Meclis'i feshetmesiyle veya Meclis'in 360 vekilin oylarıyla seçimlerin öne alınması ancak "olağanüstü şartlarda ve istisnai durumlarda" söz konusu olabilir:
"2028'e kadar olağanüstü şartlar ve istisnai durumlar oluşmadığı sürece 'erken seçim' tartışması somut bir gündem olamaz..."
Bunu söyleyen Uçum, şu sözlerle de Erdoğan'ın üçüncü kez aday olması için seçimleri, zamanından bir ay öne alıyor:
"Önümüzdeki genel seçimlerin 16 Nisan 2028 Pazar günü yapılması için TBMM'nin... normal seçim günü olan 7 Mayıs 2028'den önce uygun bir zamanda seçimlerin yenilenmesi kararı alması yeterlidir."
2028'in başlarında "olağanüstü şartlar ve istisnai durumlar" mı zuhur edecek ki Meclis bir aycık bir zaman için seçimleri öne alacak Hayır, sadece Erdoğan'ın aday olması için.
Uçum, bunu 'rasyonalize' etmeye çalışıyor ama işin aslı "güç oyunu"dur. Erdoğan Meclis'te 40 kadar ilave oy bulduğunda aday olur. Seçimleri kazanmak için ana muhalefeti tahribe çalışıyor
İDARE-İ ŞAHSİYELider elbette son derece önemlidir. Fakat lider ana kuralları ve anayasal kurumları kendi isteğine göre değiştirebilir ve taraftarlarıyla doldurursa, ortaya çıkan sistem "otokrasi" olur. Meşrutiyet döneminde kuvvetler ayrılığını savunan anayasa hukukçusu merhum Babanzade İsmail Hakkı Bey'in tercümesiyle, "idare-i şahsiye."
Türkiye'nin ihtiyacı nedir
Karizmatik deyin, otokratik deyin, emsalsiz yetkilere sahip bir lidere mi Yani CB sisteminin devamına mı
Yoksa, Hukukun üstünlüğü, tarafsız ve bağımsız yargı, kamu görevlerinde liyakat, Merkez Bankası ve Düzenleme ve Denetleme kurumlarının bağımsızlığı, özerk üniversite, kurallı piyasa ekonomisi, fikir ve ifade hürriyeti mi.. Elbette bu.

7