MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir'in açıklamaları, TÜSİAD'ın açıklamalarından daha anlamlı… Elbette MÜSİAD iktisadi hacim olarak çok daha büyük bir sanayi iş dünyasını temsil ediyor. İş kuruluşları arasında üretim, istihdam ve ihracatta en büyük paya sahip.
Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD'ın eleştiri ve uyarılarına "cibilliyetini biliriz" diye tepki gösteriyordu.
Ekonomide "cibilliyet" diye bir kavram yok. Erdoğan böyle demekle ekonomideki eleştiri konularını gündemden düşürmüş oluyordu.
Fakat artık MÜSİAD'dan da son derece önemli eleştiriler geliyor. Bu defa "cibilliyet"e yüklemek mümkün değil.
Zaten görüldü ki, "cibilliyet, mandacı iktisatçılar, yeni paradigma" falan demekle bu sorun çözülmüyor.
SANAYİ ALARMI!
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, ekonomimizde sanayi sektörünün kan kaybını "Türkiye'nin her yerinde sürekli fabrikaları geziyorum. Fabrikalarda hatlar boş. 300 kişi çalışacak yerde 100 kişiyle üretim yapılıyor" diyerek anlatıyor. Sadece gözlem değil, rakam veriyor:
"Türkiye şu anda sanayisini kaybediyor. 1996'da GSYİH'da sanayinin payı yüzde 25 iken şu anda yüzde 17'ye düşmüş…"
Ve başka bir alarm:
"Sanayi alanındaki istihdama apayrı bir önem vermeliyiz. Beyaz yaka mühendis, bir usta kalfasından daha az maaş alıyor. Toplum kendi aydınına böyle davranmamalı."
Bu noktada dışarıya beyin göçünü düşünmeliyiz… Bu noktada dışarıya yatırım ve sermaye göçünü düşünmeliyiz... Bu noktada, ekonomiye eleman yetiştirme programını esas alan politikalar yerine, herkesi üniversite mezunu yapmaya yönelmenin bir yanda sanayide eleman nitelikli eleman yetersizliğine, öbür yanda diplomalı işsizler ordusuna yol açtığını düşünmeliyiz.
Bunlar öyle bir yılda düzeltilebilecek bozulmalar da değil üstelik.
REFORMLARİ YAPMAYINCA
MÜSİAD Başkanı Özdemir, "seçim öncesi karamsar hava"yı hatırlatıyor. "Faiz sebeptir politikası"nın yarattığı karamsar hava… Şimşek'in politikalarının "seçim öncesi oluşan karamsar havayı ve şişirilmiş maliyetleri belli bir ölçüde temizlediğini" fakat onun da artık tıkandığını şöyle anlatıyor:
"Enflasyon artık sıkı para politikası ya da Merkez Bankası'nın yaptığı açılımlarla geriye gidecek noktayı geçti. Ülkemizde fiyatlamaları kontrol etmediğimizi düşünüyorum. Hiçbir kurum maliyet temelli fiyatlamayı çalışmıyor…"
Peki ne yapmalı Özdemir, "Artık yapısal problemlere çözüm bulmak lazım" diyor.
Bütün mesele bu. Yapısal reformlar yıllardan beri konuşuluyor ama Şimşek'in icraatı "para politikası" ile sınırlı.
Geçen Ekim ayında, MÜSİAD'ın "Orta Gelir Tuzağından Çıkış" programını açıklayan Özdemir şöyle demişti:
"2000'lerde hayata geçirilen birinci nesil reformların ardından, 2010'larda küresel parasal genişleme döneminde ikinci nesil reformların hayata geçirilmemesi, Türkiye'yi verimsiz bir büyüme sürecine itti.

11