Mülkün temeli sarsılıyor

Gezi davalarında mahkûmiyetler hukuk kurallarına uyuyor mu, yoksa iktidarın siyasi hedefleri yargıyı mı belirliyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Ayşe Barım'ın darbe teşebbüsüne yardım suçundan hapis cezası almasını adalet sisteminin bağımsızlığını kaybetmesinin örneği olarak görmektedir. İddiasına göre mahkemenin somut delil sunmaksızın mahkûmiyet vermesi, yargının iktidarın siyasi tanımlamasını teyit ettiğini kanıtlamaktadır. Ancak hukuk kurallarının açık biçimde ortaya konulan delillere dayalı olması gerekmezken, bu davalardan yargıyı tamamen politicize etmek de doğru bir yorum mudur?

Adalete güveni sarsan son örnek, Ayşe Barım hakkında "darbe teşebbüsüne yardım" suçundan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasının verilmesidir.

Osman Kavala'nın, Tayfun Kahraman'ın, Can Atalay'ın, Ayşe Barım'ın şahısları herhangi bir insandan daha değerli değildir. Bu kadar gündemde olmalarının sebebi, ülkemizdeki adalet yakınmalarının en belirgin örnekleri olmalarıdır.

İktidar Gezi olaylarını "hükümeti devirmeye teşebbüs" suçu olarak tanımladı. Bu tanımlama iktidarın kitle hareketlerine karşı bir "davranış modeli"ni yansıtıyor. Yargı ise kararlarıyla iktidarın bu tanımını teyid etti.

Yargının, iktidarın etkisiyle bu mahkumiyetleri verdiği, AİHM kararlarına da geçmiştir. (Büyük Daire, no. 28749/18)

Bu davalarda ve İmamoğlu/İBB davalarında niye hakimler sıkça değiştiriliyor Aynı siyasi sebepten.

SİYASET VE HUKUK

Siyaset işine geldiği gibi konuşur, karar verir, uygular. Bütün dünyada şu veya bu ölçüde böyle...

Fakat hukukun, siyasetten ayrı özelliği vardır: "Somut deliller"e bakar ve "tahlil" yapar. Kararını öyle verir.

Darbeye teşebbüs suçunda, "somut delil", anayasal düzeni tehdit boyutlarında "cebir ve şiddet"in olmasıdır.

Elbette Gezi olaylarında şiddet vardı, vandallık vardı. Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gezi hükümlülerini "İstanbul'da sokakları ateşe verip ve bu ateşi bütün Türkiye'ye yaymaya çalışan kişiler" olarak nitelemişti. (10 Ekim 2023)

Hukuk böyle konuşmaz, "tahlil" eder: O şiddet olaylarını, vandallıkları bu sanıklar mı "azmettirdiler" ya da "yardım" mı ettiler

Politikanın mantığıyla hukukun mantığı nasıl farklı, hatta zıt görüyorsunuz. İşte bu sebeptendir ki hukuk devletinin birinci maddesi iktidarın hukukla sınırlandırılmasıdır.

Gezi davalarında hukuk, AİHM ve AYM kararlarıyla "tahlil"ini yaptı, sonucunu açıkladı: Gezi'deki şiddet olaylarıyla Kavala'nın, Atalay'ın, Kahraman'ın ilgisi yoktur.

AYM Tayfun Kahraman hakkında iki defa "şiddetle ilişkisi yok" diye karar verdi; fakat iktidarın "davranış modeli" AYM'nin bu kararlarını uygulamıyor!

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ

Gezi olayları devam ederken MHP lideri Bahçeli'nin uzun konuşmasından kısa bir bölüm:

"Taksim geriliminin ana ve sıklet merkezi Başbakan'ın kuru inadı, hoşgörüsüz tavrı ve 'benden başkası hükümsüzdür' anlamına gelen miadı dolmuş siyaset dilidir...

Şüphesiz Taksim'de yeşili kapatmak, ağaçları kesmek ve Gezi Parkı'nı gezilemez yer haline getirmek olayları tetiklemiştir...

Samimi ve duyarlı bir şekilde Taksim Gezi Parkı'na sahip çıkan, demokratik duruşlarını gösteren vatandaşlarımızla bölücü militanları aynı kefeye koymak söz konusu değildir.

Taksim'in hayat hakkına sahip çıkan kardeşlerimiz her türlü övgüyü hak etmektedir..." (4 Haziran 2013)

Dosdoğru sözler bunlar...