Merkez Bankası emir kulu mu

Merkez Bankası bağımsızlığını yitirince enflasyon pençesine düşüyoruz; peki seçim kazanmak için kamu kasası açan hükümet, hakikaten siyasal baskıya dayanabilir mi?

Taha Akyol
Bugün
19
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Prof. Cevdet Akçay'ın Merkez Bankası bağımsızlığını savunmasını doğru bularak, modern demokraside "milli irade"nin anayasa ve kuvvetler ayrılığı ile sınırlanması gerektiğini vurgular. Tarihsel örneklerle (Fed, Kydland-Prescott), merkez bankalarının siyasi baskıdan uzak kararlar almasının enflasyon ve ekonomik krizleri nasıl önlediğini gösterir; peki Türkiye'nin 2001'de kazandığı bağımsızlığı yeniden kurmak için başka yollar mümkün müdür?

Merkez Bankası'ndaki görev süresi dolan Prof. Cevdet Akçay'ın açıklamaları iktidar taraftarı kesimlerin tepkisini çekti.

Prof. Akçay'ın sözleri şöyle:

"Seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor; maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım."

Ne demek bu.. İktidar seçim kazanmak için muslukları açarsa, Merkez Bankası da muslukları sıkılaştırmalı demek! ABD'de Fed Başkanı Powell'ın yaptığı gibi...

Akçay Hoca'nın sözleri kesinlikle doğrudur, hatta gecikmiştir. 2018 yılında bağımsızlığını resmen kaybeden Merkez Bankası'na güven sağlamak için net tavırlar sergilenmeli, Mehmet Şimşek bu yönde kanun teklifi hazırlamalıydı.

MİLLİ İRADE NEDİR

Sandıktan çıkan, tam meşruiyete sahip iktidarların emrini dinlemeyecek bürokratik kurumlar olabilir mi Soru bu.

Akçay'a hücum edenler, olamaz diye düşünüyor olsa gerek. AK Parti iktidarında yaygın bir düşüncedir bu.

"Milli İrade"yi böyle sınırsız ve mutlak yetki gibi tanımlamak J.J. Rousseau'dan gelir. Temelinde "kralın yetkileri sınırlanır, halkın yetkileri sınırlanmaz" sloganı vardır. Yani kuvvetler birliği....

Fransız İhtilali'nde Jakobenlerin temel fikri buydu. İhtilal'in 1789 bildirisindeki "kuvvetler ayrılığı yoksa, anayasa yoktur" maddesini Jakobenler 1793'te iskat ve ilga etmişti.

Bizde de resmen 1962'ye kadar Cumhuriyet'in "milli irade" anlayışı böyle sınırsız ve mutlaktı. Yargıtay bile böyle kararlar vermişti. Sonra da yıllarca zihinlerde devam etti.

Oysa modern demokraside "milli irade" anayasayla, kuvvetler ayrılığıyla, yargı bağımsızlığıyla, fert hak ve hürriyetleriyle, dahası kamu kurumların kanuni yetkileriyle sınırlıdır. Bunun bir örneği, merkez bankalarının bağımsızlığıdır.

NEDEN BAĞIMSIZ

Tarih göstermiştir ki, seçilmiş iktidarlar seçim kazanmak için, otokratik iktidarlar prestij ve popülarite için para basarak, bütçeyi şişirerek kısa baharların ardından uzun enflasyonlara sebep oluyorlar, "acı ilaç" hatta bazen "ameliyat" gerekiyor...

Bu sebepledir ki, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası iktisat kongrelerinde "merkez bankalarının bağımsızlığı" vurgulandı. İkinci dünya Savaşı'ndan sonra kanunlarla yaygınlaştı. Bizde taa Kemal Derviş reformlarıyla 2001'de kanunlaştı.

İktisatçılar Finn Kydland ve Edward Prescott, iktidarların popülizm ve enflasyon eğilimini aritmetik olarak ortaya koydukları için 1977 Nobel İktisat Ödülü'nü kazandılar.

Bizde, CB sisteminde, 703 Sayılı KHK ile, ardından 3 Sayılı CB Kararnamesiyle Merkez Bankası'nın bağımsızlığı kaldırıldı, bu sayede emirle faiz indirtildi, sonuçlarını "