Kuralsız yeni dünya

Dünyanın hızla bir düzensizliğe doğru gitmekte olduğunun vahim işaretleri gözler önünde.

Bütün dünya tarihi, güçlü olanın güçsüzlere zorla boyun eğdirdiğinin örnekleriyle doludur.

Birinci Dünya savaşı felaketi üzerine kurulan Milletler Cemiyeti bir işe yaramadı çünkü zaten Batı organıydı. Meclis-i Mebusan Reisi İttihatçı Ahmet Rıza Bey, 1922'de Paris'te yayınladığı "Batı'nın Doğu Politikasının Ahlaken İflası" adlı eserinde, Sevr'in arkasındaki kafayı, Batı'nın Türkiye'ye bakışındaki çifte standardı ve Milletler Cemiyeti oyununu anlatmıştı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan elli milyon ölü ve baştan başa yerle bir olmuş kıtalarla çıkan insanlık daha bir ders almıştı. Birtakım kurallar ve kurumlar geliştirdi: Uluslararası hukukun içeriğini oluşturan birçok sözleşme imzalandı, kurumlar tesis edildi.

Şimdi bunların baş tahripçisi, iki haydut: Trump ve Netanyahu…

AHLAKEN İFLAS

İki Kutuplu dünyanın sona ermesinin ardından "tarihin sonu", yani liberal düzenin kökleşmesi gerçekleşmedi. Aksine, gittikçe derinleşen bir düzensizlik ve hukuka boş veren bir güç tutkusu ortaya çıktı.

Rusya'nın Kırım'ı ilhakı, Ukrayna'yı istila için savaş başlatması, Avrupa'nın Rus tehdidini hissetmesi…

Çin'in sadece ekonomik rekabeti değil, ekonomiyi bir siyasi istila aleti olarak kullanması, Kuzey Kutbu üzerinden Batı'yı tehdidi…

Trump'ın Meksika'yı, Kanada'yı, Venezuela'yı, Panama'yı, Grönland'ı tehditleri ve İran'ı haydutça vurması ihtilali…

Führer Nutanyahu'nin mazlum Gazze halkına açıkça soykırım uygulaması ve bu soykırımı birkaç istisna ile Batılı hükümetlerin desteklemesi, 1948'deki Soykırım Sözleşmesi'nin uygulamada artık "ahlaken iflas" ettiğinin tescil ve ilanıdır.

Göstermelik bir siyasi ahlakın bile ortadan kalktığının açık itirafı şu sözleri Trump'ın utanmadan söyleyebilmiş olmasıdır:

"Evet, bir şey var. Kendi ahlakım. Kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu… Uluslararası hukuka ihtiyacım yok!" (9 Ocak)

Macron'un, Trump'ı hedef olarak söylediği "kanun tanımaz bir dünyaya doğru gidiyoruz" sözü doğrudur.

ÇİN-RUS BLOKU

Fakat Batı'yı sıkıştıran Çin-Rus blokunun ahlaki bir tavrının hatta düşüncesinin olduğu asla söylenemez. Evvela ikisinin de siyaset ve hukuk literatüründe gerek içeride gerek uluslararası ilişkilerinde "ahlaki" denilebilecek hiçbir "müktesebat"ları yoktur: İnsan hakları mı milli egemenlik mi, sınırların değişmezliği mi Fikir ve ifade hürriyeti mi

Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos'taki konuşmasında, "büyük güçler"den yakındı, "Orta güçler birlikte hareket etmeli çünkü masada olmazsak menüde oluruz" diye konuştu. Bugünden yarına bir strateji değil fakat haklı bir stratejik endişenin ifadesi…

Tabii ki bizler için de öncelikle Türkiye… Böylesine kaygan çok-kutuplu ya da çok-sorunlu bir dünyada hükümetin Trump'la çatışmaktan sakınması doğrudur