CB sistemine geçtikten sonra hızlanan otoriterleşmenin kanunlar sahasındaki bir örneği "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun kanuna konulmasıdır.
TÜSİAD yöneticilerinin ekonomik durum hakkındaki açıklamaları böyle suç sayılmıştı! Çorumlu esnaf Murat Kırçı, Mehmet Şimşek'e hitaben "cumartesi günleri bile vergi dairesinden memur gönderiyorsun incelemeye. Ya siftah var mı, ben fiş keseceğim" diye konuştuğu için bu suçtan soruşturma açılmıştı.
Gazeteciler de bu soruşturmanın birinci sıradaki muhatapları… Son örneği, Karar gazetesi editörlerinden Feyza Nur Çalıkoğlu'nın bir haberi dolayısıyla bu suçtan soruşturma açılmasıdır.
HABERLERE BASKI
Feyza'nın haberi, Geri Gönderme Merkezi'nde ülkelerine iade edilecek göçmen kadınlara kötü muamele yapılması… Haberde, Av. Yakup Sevinçhan'ın, belki de mübalağa ile, Guantanamo ve Ebu Gureyb cezaevlerini hatırlatarak, "ülke vatandaşı değilseniz sizin için insan hakları geçerli değildir" şeklindeki sözü de yer alıyor.
Birkaç hafta önce de Medyascope muhabiri Furkan Karabay, İBB soruşturmasıyla ilgili haberinden dolayı "halkı yanıltma" suçlamasıyla gözaltına alınmıştı. Örnek çok…
Bu tip haberler suç olabilir mi İlgili kurum, kendi görüşü neyse açıklamasını yapar, tekzip eder, o kadar.
Ama on yıldır adım adım siyasallaştırılan yargının elinde, "halkı yanıltma suçu", eleştirel haber ve açıklamaları caydırmak için baskı vasıtası olarak kullanılıyor.
DEZENFORMASYON KANUNU
TCK'da böyle bir suç yoktu. Ekim 2022'de TCK'ya 217/A maddesi olarak konuldu. Yaygın adıyla "Dezenformasyon Kanunu."
Kanuna göre, bir açıklamanın "halkı yanıltma" suçu olabilmesi için şu dört şart gerçekleşmelidir:
- Bilginin sırf halk arasında endişe, panik ve korku yaratmak saikiyle yayınlanması…
- Bilginin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlıkla ilgili olması…
- Gerçeğe aykırı olması…
- Kamu barışını bozmaya elverişli olması.
Bu dört şart bir araya gelirse "yanıltıcı bilgi" suçu oluşur.
Şimdi soralım: Feyza'nın haberinde, Çorumlu esnaf Murat Kırça'nın sözlerinde, TÜSİAD yöneticileri Orhan Tuna ve Ömer Arif Aras'ın konuşmalarında…
"Panik ve korku yaratma saikini" savcılar nasıl keşfettiler "Saik okuma makinesi" mi var Küçük bir sokak gösterisi bile olmadığına göre "kamu düzenini bozmaya elverişli" olduğunu nasıl anladılar
Konuşmaların genel sağlıkla ve kamu düzeniyle ne ilgisi var Türkiye'nin "iç ve dış güvenliği"ni mi bozdular "Gerçeğe aykırı" olduğunu, yargı nasıl anlamıştı En önemlisi, demokratik bir toplumda "gerçek" kimin tekelinde olabilir
TÜİSAD açıklamaları "gerçeğe aykırı" ve kötü "saik"li ise Mehmet Şimşek karşı açıklamayı yapamaz mıydı mesela
Görüyor musunuz, "Halkı yanıltma" soruşturmaları nasıl baskı vasıtası olarak kullanılıyor.

24