Fatih, Yavuz, Abdülhamit ve Erdoğan

Taha Akyol
Bugün
25

TÜGVA, Ak Parti çizgisinde son derece önemli, etkili, yaygın bir gençlik kuruluşudur.

TÜGVA'nın yaz okullarına bu sene 700 binden fazla gencin katılmış olması, organizasyonun büyüklüğünü gösterir.

Cumhurbaşkanı TÜGVA'nın Yaz Okulları Finali'nde uzun bir konuşma yaptı. Mücadeleci, motive edici bir konuşma...

Erdoğan, kendi gençlik yıllarından bizzat bilir, gençlere siyasi heyecan vermenin onları nasıl motive ettiğini...

Özellikle de bu seçimlerde buna çok ihtiyacı var.

Hesabı kitabı yapıldığı halde yanlış politikalar yüzünden ulaşılamayan "2023 Hedefleri" böyleydi.

Sonra, "1453 Vizyonu" ve "1071 Vizyonu." Ve son seçimlerde "Türkiye Yüzyılı." sloganı... Henüz programı ortaya konulmadı.

'ULU' İMAJI

Asıl motivasyon kaynağı "şanlı ecdadımız"dır. Erdoğan'ın TÜGVA'daki sözleriyle:

"Sizler tarihe yön vermiş, bilime ve sanata istikamet çizmiş, çağlar kapatmış, çağlar açmış bir milletin evlatlarısınız. Sizler cihana hükmetmiş, üç kıta yedi iklimde at koşturmuş kahraman bir ecdadın torunlarısınız..."

Tamam da... Evet cihana hükmettiler ama neden attan inip trene, motorlu araçlara binmede çok geri kaldılar!

Gençler, asıl bu soruyla hayat ve zihniyet yolculuğuna çıkmalı. Ama hamaset bu soruya yer vermez.

Benim 1983'te yayınlanan kitabımın ismi "Tarihten Geleceğe" idi; konusu bu sorulardır.

TÜGVA toplantısında iki büyük poster var: Biri Fatih, Yavuz ve Abdülhamit... Diğeri Erdoğan...

Bu üç tarihi şahsiyetle Erdoğan arasında manevi bağ düşünülüyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "geçmişte Abdülhamid Han neyse bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey... İslam ümmetinin başı" diye konuşmuştu." (4 Nisan)

Merhum Ecevit'in "Karaoğlan" yıllarında Safa Yurdanur "Dün Atatürk, Bugün Ecevit" adıyla kitap yazmış, baskı üstüne baskı yapmıştı. (Göl Yayınları 1974)

Doğu toplumlarında, İslam'dan önce de yaygın olan lideri ululaştırma hatta kutsama geleneğinin 'modern' dışa vurumları.

Zihinlerimiz "Ulu önder"le "Ulu hakan" arasında sıkışmış değil mi

MERAK ETMEK, SORGULAMAK

Ben "Ulu Önder" terimini de tasvip etmem. Çünkü "ulu" deyince, objektif ve analitik düşünmeyi baştan bir kenara atıyorsunuz.

Oysa İslam toplumlarının, 12 yüzyıldan sonra başlayan duraklama, donma ve geri kalma sürecinde bu zihniyetin rolü büyüktür. Hayrettin Karaman da müstebit hükümdarlar yüzünden fıkıhta kamu hukukun gelişmediğini yazmıştı.

Hükümdar "kaim bi'emrillah... Zıllullah fil'arz... padişah-ı âlempenah" ise, onu eleştirmek akla gelir miydi Yanlışları önlenebilir miydi Zaman içinde hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi fikirler, kamu hukuku, anayasa hukuku gibi disiplinler düşünülebilir miydi

Kâinata, tabiata "fizik gözüyle" bakmak da akla gelmedi. Osmanlı tarihinin bence en büyük bilim adamı Kâtip Çelebi'nin Cihannüma'