Avrupa Parlamentosu (AP) mutad raporunu önceki gün kabul etti. Türkiye'ye özellikle hukuk sahasında çok ağır eleştiriler var. Adalet Bakanı Akın Gürlek'i "insan haklarının ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu" ve "devletin baskı aygıtlarının kilit aktörlerinden biri" olarak niteliyor, yaptırım uygulanmasını istiyor.
Rapor AP'de 107'ye karşı 381 oyla kabul edildi; 171 parlamenter çekimser.
Tabii Gürlek ve Dışişleri Bakanlığı raporu eleştirdiler, "Türkiye'de yargı bağımsızdır" dediler.
AP kararları, Avrupa Birliği organlarını bağlamaz. Fakat Türkiye üzerindeki "otokrasi" gölgesi, bu raporla biraz daha ağırlaştı. Ekonomiyi ve Gümrük Birliği müzakerelerini de olumsuz etkileyecek.
KOPENHAG KRİTİRLERİÖnce nasıl bakmalıyız Türkiye bağımsız ülkedir, iktidarı ve Adalet Bakanı'nı ben eleştiririm ama Avrupa karşısında savunurum... mu
Yoksa...
Türkiye hakkında bu tür raporlara ve otokrasi gölgesinin düşmesine sebebiyet verdiği için iktidarı ve Akın Gürlek'i eleştiririm... mi
Eleştirilerin içeriğine ve Erdoğan'ın çeyrek asırlık Avrupa politikasının seyrine bakmak lazım.
Erdoğan Başbakan olarak okuduğu ilk hükümet programında, hukuk ve özgürlükler konusunda evrensel standartları esas alacaklarını vurguluyor ve şöyle diyordu:
"Hükümetimiz, Kopenhag kriterlerini tam olarak yerine getirme konusunda kararlıdır." (23 Mart 2003)
Erdoğan'ın ilk on yılda böyle birçok konuşması vardır. 2011'deki hükümet programında da şöyle diyordu:
"Cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi olan Avrupa Birliğine katılım sürecini kararlılıkla yürüttük." (8 Temmuz 2011)
Bu eksendeki politikalar sayesinde Türkiye'nin itibarı yükseldi, faizi ve enflasyonu düşük tutarak kişi başı gelirimiz yılda 900 dolar arttı...
'ANKARA KRİTERLERİ'Türkiye'de "vesayet"in kaldırılmasında "Kopenhag Kriterleri" kavramı ve Avrupa desteği çok yararlı oldu. Fakat Erdoğan kendini yeterince güçlü hissettikçe adım adım otoriterleşmeye yöneldi, Avrupa'dan eleştiriler başladı...
OHAL ve KHK uygulamaları eleştirildi. En sert eleştiriler CB Sistemine geldi.
Avrupa Konseyi "Türkiye'nin otokrasiye doğru sürüklendiği endişesini" açıkladı. (1 Mart 2017)
Venedik Komisyonu, bu sistemin "Türkiye'yi otoriter ve şahsî yönetime götürebileceğini" belirten uzun bir rapor yayınladı. (10 Mart 2017)
Referandum sürecinde, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa ülkeleri Türk Bakanların gelip konuşma yapmasına izin vermedi.
Erdoğan çok sert tepki gösterdi, "Haçlı İttifakı" diye konuştu.
Erdoğan'ın şu sözü o dönemdedir:
"Bizim artık bunların (Kopenhag) kriterlerine ihtiyacımız yok, bizim Ankara kriterlerimiz var." (27 Mart 2017)
Türkiye o günden beri hukuki tanımı olmayan "Ankara kriterleri" ile yönetiliyor. AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması bu kriterlerinden biri galiba.

13