En zor seçim

Taha Akyol
Bugün
24

2028 seçimleri, tarihimizdeki en zor seçimlerden biri olacak...Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomi yönünden en zayıf döneminde. Eski reformcu, yenilikçi renkleri çoktan soldu. Seçimlerde elbette yine popülizm yapacak ama geleceğe dair bir umut yaratamadığı için popülizm yetersiz kalabilir.

Muhalefet bakımından da en zor seçim, çünkü "mutlak butlan" operasyonu ana muhalefeti böldü. Transferler ciddi hasarlar verdi.

Özgür Özel sergilediği dinamik liderlikle büyük ilgi görüyor ama oyların küçük bir kısmı ile Hazine yardımının tamamı CHP'de kalacak.

Muhalefetin bir dezavantajı da DEM'in, tabii Öcalan'ın talimatıyla, iktidara yakın duracak olmasıdır. Öcalan DEM'i dağıtıp yeni bir parti kuracak; kendisine daha sadık ve itaatkar bir parti tabii!

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI

1946'dan itibaren çok partili hayata geçerken model, parlamenter sistemdi, dolayısıyla "partisiz cumhurbaşkanı."

Muhalefetteki DP bunu istiyor, partili cumhurbaşkanı İnönü de bu yönde adımlar atıyordu.

46 Seçimlerindeki sahtekarlıkların da tepkisiyle, iktidar-muhalefet kavgası kızıştığında, Milli Şef İnönü, CHP'li Başbakan Recep Peker'le ana muhalefet lideri Celal Bayar'ı Çankaya'ya çağırdı, dinledi, meşhur "12 Temmuz Beyannamesi"ni yayınladı. O zaman gündemdeki özgürlükler konusunda muhalefete güvence verdi.

DP sözcüsü Fuat Köprülü, İnönü'yü öven bir makale yazdı.

Milliyet'in 4 Mayıs 1950 tarihli şu manşetine bakın:

Seçim Kanunu'nu ana muhalefetle birlikte hazırlayan partili Cumhurbaşkanı İnönü, seçimleri kaybederse muhalefete geçeceğini söyleyerek "iktidar değişikliği"nin devlet gücüyle engellenmeyeceğine teminat vermiş, bu mesajla Türkiye'ye NATO ve Avrupa yolunu da açmıştı.

ERDOĞAN BIRAKIR MI

Bugünkü Türkiye'de insanlar "Erdoğan bırakır mı" diye soruyor. Hatta "seçim yapar mı" diye soranlar bile var. İki sebepten:

. Başkanlık sistemi, dünyanın her tarafında otokrasiye yatkındır. Bunu daha 1990'da Juan Linz yazmıştı. CB sistemi daha yatkın. Cumhurbaşkanı'na hem milletvekili adaylarını belirleyerek yasama organı üstünde, hem denetimsiz atamalarla yargı üzerinde "güçlü bir siyasi etki" gücü veriyor. (Venedik Komisyonu, 9 Aralık 2024)

. Bu sistem, Erdoğan'ın, benzer liderlerde de görülen, "yetki" ve "yönetme" tutkusuna denk düşüyor. Sistemde bir başbakan bulunmasını istemediği gibi, Cumhurbaşkanı yardımcısının halk tarafından seçilmesini de istemedi.

Çeyrek asırdır ülkeyi yönetiyor, hiç "kaybedersem muhalefete geçerim