Cumhurbaşkanına hakaret sorunu

Taha Akyol
Bugün
16

Türkiye'de böyle bir sorun var, keşke olmasıydı... Çünkü bu sorun, Türkiye'deki yüksek siyasi tansiyonun, aşırı kutuplaşmanın tezahürlerinden biridir.

Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanına hakaret suçları yılda 300-400 civarında kalırdı. Cumhurbaşkanlarının her biri farklı eğilimlerde olduğu halde rakamlar böyleydi.

Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde ise rakamlar füze gibi fırladı. 2014-2020 arasındaki yedi yılda Cumhurbaşkanına hakaret (md. 299) suçunda 160 bin soruşturma, 35 bin 500 dava açıldı...

Adalet Bakanlığı, 2022'de adli istatistiklerden "Cumhurbaşkanına hakaret" faslını kaldırdı, bunu "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" başlığı altında topluca vermeye başladı. Bu başlık altındaki suçlardan soruşturma sayısı 2019'da 50 bin 8 553 iken, 2025'te 82 bin 992'ye çıktı

Çoğu beraat veya hükmün ertelenmesiyle sonuçlanıyor ama bu suçtan 16 yaşındaki bir çocuğun tutuklandığını da unutmamak lazım.

PARTİ LİDERİ CUMHURBAŞKANI

Hangi sistem olursa olsun, "Türkiye Cumhuriyeti ile Türk milletinin birliğini temsil" eden cumhurbaşkanı bu kadar hakarete veya ağır eleştiriye muhatap olmalıydı.

CB sistemi, Cumhurbaşkanlığı makamının bu milli temsil vasfı dikkate alınarak düzenlenmeliydi. Aksine, makam, 'lider'e göre düzenlendi.

O zaman Cemil Çiçek de uyarmış, Başkanlık sistemlerinde "disiplinli partiler"in sorunlar yaratacağını söylemiş, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nun buna göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtmişti. (27 Ekim 2016)

Kitabiyatta da bu, önemle altı çizilen bir sorundur.

Cumhurbaşkanı partisinin genel başkanı olduğunda hem sert siyasi mücadelelere girecekti hem partisinin Meclis grubuna talimat vererek yasamanın denetim görevini zaafa uğratabilecekti. Böyle de oldu.

Oysa Cumhurbaşkanının parti üyeliği devam ederken, "devletin başkanı" seçildikten sonra aktif parti görevi alamayacağı şeklinde düzenlemeler yapılmalıydı, düşünülmedi bile.

'HAKARET' KALKANI

Artık Cumhurbaşkanı, yürütme gücüne ilaveten parlamento grubuna hakim, aynı zamanda yargı üzerinde "son derece etkili güç sahibi" olmak gibi, 1946'dan beri kimseye nasip olmamış bir kudrete sahiptir...

Dahası, "hakaret koruması"na sahiptir.

Partisiz cumhurbaşkanlarını korumak için kanuna konulmuş olan "Cumhurbaşkanına hakaret" suçu, partisinin mücadelesini yapan cumhurbaşkanını muhaliflerine karşı "özel madde" kalkanı ile korumaktadır. (Md. 299)

Cumhurbaşkanı muhalifleri hakkında ağır sözler söylediğinde, şikayet halinde bile soruşturma konusu olmamakta, fakat muhalifler iktidar partisinin lideri Cumhurbaşkanı hakkında benzer sözleri söylediğinde derhal soruşturma açılmaktadır.