Ocak 1991'de yeri göğü inleten bir slogan vardı: "Çankaya şişmanı, işçi düşmanı!"
Zonguldak Maden işçileri yüzde 100'den fazla ücret zammı istiyor, buna karşı çıkan Cumhurbaşkanı Özal'ı bu sloganla protesto ediyorlardı.
Bizde ve bütün dünyada ücret ve maaşlar ekonomik daralma ve enflasyon dönemlerinde daima gerilimlere, öfkeli protestolara sebep oldu.
Yine böyle sıkıntılı bir dönemdeyiz.
En düşük emekli maaşını 20 bin liraya çıkaran kanun teklifi Meclis gündeminde
20 bin lira ne ki Emekliler de asgari ücretliler de Bahçeli'nin de söylediği gibi "sefalet ücreti" alıyorlar. Emekli maaşlarıyla küçük kasabalar dışında, hele de büyükşehirlerde yaşamak mucizedir!
Devlet imkanlarından "müjdeler" dağıtmayı çok seven Cumhurbaşkanı Erdoğan bile emeklilerin sefaleti karşısında bir şey yapamıyorsa, sorun vahim demektir.
ÇEYREK ASIR…
Bu sorun Erdoğan'ın son on yıldaki, özellikle de CB sistemi dönemindeki popülist politikalarıyla teşekkül etti.
Rakamlara baktım, 2002 yılı… AK Parti, Kasım ayında iktidara geldi. Aslında merhum Kemal Derviş dönemidir. 2001 krizi üzerine Derviş reformlarla ekonomiyi sağlam temellere oturtmuştu fakat "kemer sıkma"nın etkileri sürüyordu…
Öyle bir yılda emekli aylığının kişi başı milli gelire oranı yüzde 46 idi… AK Parti'nin reformist döneminde bu oran yüzde 50'leri görecekti… Ali Babacan o döneme ilişkin rakamlar vererek haklı olarak övünür.
Bugün, TV'lerde emeklileri izliyoruz, "eskiden şu kadar et alırdık… ailece restorana giderdik… Torunlarımıza harçlık verirdik" diyorlar. O yılları hatırlıyorlar.
Ama adım adım geriledi. 2025'te kişi başı gelir / emekli maaşı oranı yüzde 28.9'a düştü. Bu feci rakam, gelir dağılımdaki feci bozulmayı da gösterir.
Türkiye'de bugün gelir dağılımı çeyrek asır öncesinden kötüdür.
VERİMLİLİK, BUNU DUYDUNUZ MU
Ekonomi, evet büyüyor ve iktidar övünüyor. Fakat "büyüme kalitesi" diye bir kavram var. Verimlilik artmadan büyüme demek bu… Gösterişli ve müsrif alt yapı yatırımları, rant ekonomisi, borç ve tüketimle büyüme…
İktidarın 2019'daki 11. Kalkınma Planı'nda şöyle yazıyor:
"2014-2018 döneminde, ortalama yüzde 4.9 oranında gerçekleşen büyümeye tüketimin katkısı 3 puan olurken, sermaye yatırımları 1.3 puan, ihracat ise 1 puan katkı vermiştir." (Paragraf 131)
Bütün iktisadi sıkıntılarımızın temelinde bu var; tüketim öncelikli büyüme…
Daron Acemoğlu on yıl önce uyarmıştı:
"Verimlilik artışı sıfır ya da eksi. Bu şekilde Türkiye'nin kendi zenginliğini artırması mümkün değil. Büyüme, tüketime giderek hız verilmesinden geliyor. Yatırımda, verimlilikte artış yok…" (24 Kasım 2016)
On yıl sonra, Prof. Dr. Ufuk Akçiğit şöyle diyor:

5