MHP lideri Devlet Bahçeli, zaman zaman AK Parti iktidarının hoşuna gitmeyecek açıklamalar yapıyor. AİHM kararı üzerine, Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi gerektiğini söylemesi, bunlardan biri.
O açıklamasında en önemli ifadesi, "Sayın Demirtaş, hukuki yollardan sonuca ulaşmıştır" demesiydi. Bahçeli bununla, AİHM'nin "hukuki yollardan sonuç" kararını veren nihai merci olduğunu ifade etmişti. (4 Kasım 2025)
Fakat bir etkisi olmadı. Bunda, "yargı bağımsız" diye bir gerekçeden bahsedilemez. HSK'nın nasıl bir siyasi terkip olduğu bellidir. HSK, "son merci" olan AİHM kararını uygulamayı reddeden hakimleri terfi ettirdi! Bu konudaki şikayetleri ise işleme koymadı!
HSK'nın tavrı, Cumhurbaşkanı'nın "AİHM kararları bizi bağlamaz" sözüne uygundur.
ASKERİ HASTANELER
Bahçeli dünkü grup konuşmasında çok önemli bir konuyu daha gündeme getirdi:
"Ne yazık ki bugün NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında tarihî bir noksanlıktır. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası, harp cerrahisinin güçlendirilmesi milli beka meselesidir."
Aynen katılıyorum. MHP lideri, "milli beka meselesi" düzeyinde gördüğü bu sorunu söyleyip geçmeyecektir sanırım. Bahçeli'nin bu sözleri 1999'dan bu yana sayıları 1500 civarında olan "grup konuşması"ndan biri olarak arşivde kalmamalıdır; Demirtaş'ın tahliyesi hakkındaki sözleri gibi.
Ne yapabilir
MHP, konunun uzmanlarıyla görüşerek Meclis'e bir kanun teklifi verebilir, vermelidir. Cumhur İttifakı daha önemliyse, Ak Parti'yi de kanun teklifini imzalamaya ikna edebilir hatta zorlayabilir. Bu siyasi gücü vardır.
Darbeyi bastırma telaşıyla askeri hastaneler kapatılırken birçok kıdemli askeri hekim bunun yanlış olacağını anlatmış, iktidardan kimse oralı olmamıştı.
Çünkü tarihin ve insan tabiatının gösterdiği bir gerçektir ki, "güç" tutkusu, "gücünü uygulama" tutkusu yaratır, uzmanlık bilgilerine kulaklar tıkanır.
OHAL KANUNLARI
Askeri hastaneleri, FETÖ'nün menfur darbe teşebbüsüne karşı kurumları sivilleştirme düşüncesiyle, OHAL döneminde 669 Sayılı KHK ile kapatılmıştı. KHK'larla yapılan yanlışlara bir örnektir.
Ancak devlet yönetiminde tek kural sivilleşme değildir; uzmanlık, liyakat, kurumların görev özerkliği gibi yüksek değerler de vardır. İşte bugün askeri hastanelerin tekrar açılması gerektiği ifade ediliyor.
OHAL KHK'larıyla ihraç edilen kamu görevlileri, yargıdan takipsizlik veya beraat kararı almışsa, görevlerine iade edilmeleri hukuk gereğidir.
Danıştay'ın bu yönde verdiği kararı, yürütme erkinin başı olan Cumhurbaşkanı'nın tepki göstermesi kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır.
Birçok OHAL kararnamesi, Meclis'ten geçirilerek hâlâ yürürlükte tutuluyor.

12