Yalım'dan neden vazgeçtiler

CHP'li yöneticiler Yalım skandalını kınıyor ama gerçek gündem İmamoğlu'nun mahkeme salonunda başkanlık oyunu mu oynuyor?

Taceddin Kutay
02.04.2026
32
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, CHP'nin Uşak Belediye Başkanı Yalım'ı cezalandırmasının stratejik bir hamle olduğunu, asıl amacın İmamoğlu'nun mahkeme gündemini öne çıkarmak olduğunu iddia ediyor. Yalım meselesinin partiye göre taşınamaz bir yük haline geldiğini ve İran-İsrail-ABD savaşının medya dikkatini başka yöne çektiğini öne sürüyor. Peki, yerel yöneticilik skandallarını dış gelişmelerle açıklamak gerçekten yeterli bir analiz midir?

B.

Uşak Belediyesi'nde yaşanan skandal sonrası ilk birkaç gün Başkan Özkan Yalım'ı müdafaa sırasına giren birtakım şahısların son günlerde Özkan Yalım'ı son derece sert eleştirdikleri ve CHP'den ihraç edilmesi talebini dillendirdikleri sizlerin de dikkatini çekmiştir. "Birdenbire aydınlandılar da bu sebeple mi Yalım'a ateş püskürüyorlar" diye soranlar oluyor. Hayır, elbette aydınlanmadılar ve Yalım'ı müdafaa etmek konusunda hala bir tereddütleri yok. Fakat strateji icabı Yalım'ın yaptıklarını mahkûm etmek durumunda kalıyorlar. CHP'ye mücavir medya bir süre önce bir hakikatle karşılaştı ve ne yapacağına kısa sürede karar vermek durumunda kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin başındaki yegane sorun Özkan Yalım sorunu olsaydı bambaşka bir refleksle karşılaşabilirdik. Buna karşın CHP tüm enerjisini İmamoğlu davasına sarf etmek gibi bir zaruret içinde buldu kendisini. Yalım davasının kendileri açısından taşınamaz bir yük olacağını görmeleri çok uzun sürmedi. 1956 yılından sonra ilk defa Uşak'ta belediyeyi kazanan CHP'nin bu sebeple cezalandırıldığını dahi söyleyenler birdenbire Yalım'ın partiden ihracını talep eder hale geldi. Öncelikle bu safra atma telaşının İmamoğlu'nun talebi olduğunu söyleyelim.

Silivri'de geçirdiği bir yılın ardından Ekrem İmamoğlu'nun en büyük kaygısı gündemden düşmek. Bu sebeple bir süredir mahkeme salonunda ortaya koyduğu tavır ve davranışları politik eylemler olarak değil, medyada yer edinebilme kaygısıyla yapılmış aşırılıklar olarak okumak gerekir. Elbette İmamoğlu'nun bu süreçte başına gelen en büyük bahtsızlık, mahkeme safahatinin İran-İsrail&ABD savaşına denk gelmesi oldu. Kamuoyunun ilgisi bu savaşa yönelmişken başlayan duruşmalar, İmamoğlu'nun umduğu etkiyi meydana getirmedi. İşte tam olarak bu sebeple gündemin ana maddesi haline gelmek talebiyle İmamoğlu mahkemede agresif çıkışlar ve tutarsız taleplerde bulundu. Mahkeme salonunda selamlama konuşması yapma talebi öyle görünüyor ki dünya hukuk literatürüne geçti. Bütün bu çabalara rağmen İmamoğlu bu süreçte Türkiye'nin ana gündem maddesi olmayı başaramadı.