B.
Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nin kapısında ihtiyar bir Alman ile ettiğim sohbet Avustralya-Türkiye Dünya Kupası maçını izlerken hatırıma geldi. Şimdi adını hatırlayamadım ve yaşı 80'e yaklaşan Alman turist şöyle demişti: "bir zamanlar ben de Kültür ve sanatla ilgili bir adam olarak büyük bir hevesle ve merakla müze gezerdim. Az önce yine bir müze gezdim fakat bu seyahat bu defa sadece turistik bir seyahatin olmazsa olmaz bir parçası olarak gerçekleştirdiğim bir seyahatti. Elbette Paris'e, Roma'ya, Viyana'ya gerçekleştirilen bir turistik seyahatin olmazsa olmaz parçası oradaki kültür mekanlarında bulunmaktır. Sırf bu turistik seyahatim eksik kalmasın diye bugün buradayım. Fakat inanın artık eski hevesim ve merakım yok. Bunun sebebini ise gayet iyi biliyorum. İçeride kültür-sanat meraklılarından ziyade kalabalık turist kafileleri geziniyor. Bir zamanlar hevesle gezdiğim müzelerin hiçbirisi artık saatlerce içinde kaybolmak isteyeceğim kültür sanat mekanları değil, aksine her biri turistik bir faaliyetin bir parçasından ibaret..."
Dilerseniz buna, ihtiyar bir Alman'ın bir şeylerden şikayet etmek için bulduğu anlamsız bahane diyebilirsiniz. Fakat bendeniz milli maçımızı izlemeye başladıktan bir süre sonra bu sözleri düşündüm ve aynı noktada olduğumu fark ettim. Usturayla kaşları çizilmiş futbolcuyu mu ararsınız, civciv sarısı mohikan tarzı olanı mı dilerseniz... Nuh'un gemisi gibi ne ararsanız var. Fakat ilginç olan tarafı işin, Avrupa'da büyüyen gençlerimizin; Hakan gibi, Orkun gibi, Ferdi gibi böyle şeylere hiç iltifat etmiyor oluşları. Buna karşın bizim büyüttüğümüz çocuklar ne hikmetse kafayı bu işlerle bozmuş. Avustralyalı çocuklara bakıyorum, hepsi işinde gücünde; saçı başı normal, doğal adamlar hepsi. Diğer milli takımların maçlarını da izledim. Afrikalıların o hepimize sempatik gelen süslü tavırları bir yana bizdekiler gibi metroseksüel futbolcular görmedim. Ozan Tufan'ın saçını düzeltirken milli takımımıza yedirdiği golü hepimiz dün gibi hatırlıyoruzdur.
Bu mesele sadece futbolun endüstriyel hale gelmesiyle yahut kapitalizmin futbolu ele geçirmesi ile izah edilemez. Yalnız bizim futbol iklimimizi mi buldu bu kapitalizm Bir başka temel arızamız var hepimizin bildiği. Durumun neyle alakalı olduğunu hemen hepimiz biliyoruz. Dünyanın başka hiçbir yerinde karşılaşamayacağınız o sakil restoran şovlarını yemek yemenin bir parçası haline getiren anlayış neyse tam olarak onunla alakalı. On yaşındaki çocuğuna göbeğini kapatacak tişört bulmakta zorlanıyorsunuz ya işte tam olarak onunla alakalı. Kendisini ve kendisinden olan her şeyi teşhir etme meraklısı, Instagram toplumuna dönüşmemizle, teşhirciliği çok sevmiş olmamızla alakalı...

11