Terörsüz Türkiye, siyaset ve bürokrasi

B.

Seçim dönemlerinde gecekondulara tapu verilen, sebebi hikmeti hiç kimsenin anlamak zorunda olmadığı aflara mazhar olunan yurdumuzda Terörsüz Türkiye sürecinin bütün sorumluluğunu siyaset kurumuna yüklemek gibi bir sorumsuzluğu hiç kimse göze alamazdı. Zira pek çok tarihi tecrübe bizlere göstermiştir ki siyasetçilerin alabilecekleri riskin bir hududu vardır. İnsani zaaflarla malul siyasetçilerin mahdut hamiyetleri üzerine yüklenebilecek sorumluluğun bir hududu vardır. Türkiye'nin ali menfaatlerinin ne kadar ali olduğunu düşününce siyasetle ilgili taleplerime yokmuş muamelesi yapışım bu sebepledir.

Siyaset ile bürokrasi arasındaki dengenin bürokrasi lehine evrildiği şu günleri düşünürken karşıma çıkan en anlamlandırıcı cevap, yukarıda anlattıklarımız muvacehesinde bu hayati süreci taşıma noktasında siyaset kurumunun istiap haddinin oldukça düşük olduğu gerçeğidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ağzından "siyasi hayata mal olsa dahi" cümlesini duymamız sebep olmuş bir gündemdir. Erdoğan'ın cesaretinin Türk siyasetinde çok sık örneği olmadığını hemen hepimiz

biliriz. Ekseriyeti böyle bir cesarete sahip olsaydı siyasetçiler bu hususta belirleyici rol oynamakta hiç zorlanmazlardı. Fakat hemen hepimiz biliyoruz ki Türkiye siyasetinde uzun süredir duçar olduğumuz siyasetsizlik krizi, inisiyatif alıp siyaset yapan siyasetçi sayısındaki kaygı verici azlıktan kaynaklanmaktadır. Doğrusu Devlet Bahçeli kadar açık sözlü siyasetçimiz de pek azdır. Terörsüz Türkiye süreci gibi hayati bir süreçte siyaset kurumu eğer belli figürler hariç oynaması gereken rolü oynamıyorsa bu bizzat siyasilerimizin muhasebesini yapması gereken bir husustur. Acı bahsi kısa kesmek gerek. Bu sebeple burada sonlandıralım.