B.
Salı sabahı gazeteci dostumuz Hasan Basri Akdemir'i aradım ve grup toplantısı hakkında ne beklediğini sordum. "Nöbetçi grup başkan vekili Ali Mahir Başarır. Kendisi ile konuşma imkanım oldu; 'Kemal Kılıçdaroğlu'na asla kürsü falan vermem' dedi" şeklinde konuştu Akdemir. "Kemal Bey tarafı da 'ne olursa olsun şartları zorlayacağız, bunun için müzakere ediyoruz' diyor. Fakat Ali Mahir'in Kemal Bey'i kürsüye davet etmesini hiç mümkün görmüyorum."
Aklıma ilk gelen şey şu oldu: Çok değil muhtemelen bir ay sonra Ali Mahir Başarır'ı Cumhuriyet Halk Partisi'nden ihraç edilmiş bir kimse olarak göreceğiz. Hatta büyük ihtimalle bir başka partinin milletvekili olacak. Hal böyleyken Başarır, şu gün itibarıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grubunda konuşmasına mani oluyor. Hikaye aslında ne kadar karmaşık ve ironik.. Çok değil kısa süre sonra bir başka parti olarak karşımıza çıkacak olan bu yapının mevcut CHP markasını yanlarında götürme ihtimali yok, fakat CHP adına tasarruf edebildikleri her alanda son ana kadar tasarruf etmek gibi bir stratejileri var. Kendisinin rızası olmadığı için adını veremeyeceğim ve Kemal Bey'e yakın bir CHP'li siyasetçi bu durumu "İzmir'i işgal eden Yunan'ın son ana kadar şehrin imkanlarından tasarruf edip giderken ateşe vermeleri durumuna" benzetiyor.
Muhatabına gücü nispetince zarar vermeye çalışanların hamlelerini izliyoruz şimdi. Kemal Kılıçdaroğlu dokuz kişiyi disipline sevk etti. Bu dokuz kişi arasında Özgür Özel yahut Ekrem İmamoğlu yok. Bununla birlikte sorunlu oldukları konusunda kamuoyunu ikna etmenin hiç de zor olmadığı Ali Mahir Başarır gibi isimler var. Garip hareketleriyle kamuoyunda, hatta çoğu Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninde antipati oluşturan Başarır, İBB soruşturmasında adı sık sık kıllı-kılçıklı bahislerde geçen Özgür Karabat, kendisine "trollerin babası" sıfatı verilen Burhanettin Bulut, kargo marifetiyle para alma-verme işlerinde adı geçen Veli Ağababa, İmamoğlu'nun kasası Gökhan Günaydın... "Hesap sormazsam namerdim" sözünün karşılığını böylece öğrenmiş olduk. Kılıçdaroğlu'nun bu sözü, disipline sevk edilen bu dokuz kişinin aslında ahlaki zaafları olduğu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yakışmayan figürler olduğu kabulünü kamuoyunda hakim kılmayı amaçlıyor. Farklı ideolojilerde oldukları, Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı ayrı baş çektikleri, toplumda bir karşılıkları olmadığı için değil, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ifadesiyle Cumhuriyet Halk Partisi'ni pavyon masalarına meze ettikleri, kurultay üzerinden haksız kazanç elde ettikleri, yolsuzlukla-hırsızlıkla isimleri yan yana anıldığı için bu isimler disiplin kuruluna verilmiş. Bu isimler şimdi Cumhuriyet Halk Partisi namına sokaktaki seyyar satıcıya selam verme selahiyetine sahip değiller.

12