Şımarıklıktan isyana YPG

B.

İlginç bir şımarıklık, burnu büyüklük vardı karşımızda hatırlayacak olursanız bir yıl öncesine kadar. Batı'nın mutlak manada arkalarında olduğundan emin olan bir güruh sadece bölge ahalisiyle değil, tarihle, sosyolojiyle, coğrafya ile harp ederek bir şeyler olabileceğini düşünüyordu. Onların taşeronluğunu yaptıkları için Batılıların kendilerine çok büyük değer atfettiklerine inanıyorlardı. Biz o zaman da söylüyorduk; Afganistan'da havalanan Amerikan uçağının tekerine yapışan o işbirlikçileri hatırlarından çıkarmamalarını öneriyorduk. Huyudur, kullanır kullanır atar. Biz o zaman da Rojava devrimi diye bir şeyden bahsedenlere Amerikan gölgesinde yapılacak böyle bir devrimin devrim olup olmayacağını soruyorduk. Kendilerine giydirilen üniformalar, süreç boyunca muhatap alınmalar onlarda bir zanna sebebiyet verdi; Demirtaş "mal mal bakacaksınız" dedi, Türkiye siyasetinde aktif rol oynamaya çalışan figürler "sırtımızı onlara dayıyoruz" demekten geri durmadı. Aklı başında hiçbir ikazı ciddiye almadılar. Gün sonunda yine makus talihleri karşılarına çıktı. Kullananlar çıkarlarını gözettiler ve kullanılanlar şu anda İsrail'e, Amerika'ya vefa hissini hatırlatıyorlar. Kimle muhatap olduklarını, kimle iş tuttuklarını hiç bilmiyormuş gibi davrandılar. Gün sonunda gözü yaşlı bir şekilde isyan videoları çekip Kürtlere zulmedildiğinden bahsedenlere denk geliyorum, daha dün bölge insanına zulmederkenki şımarıklıklarını hatırlıyorum. Bundan üç-dört sene önce bölgeye en iyi bilenlerden biri olan Murat Özer tam olarak şöyle söylemişti: "Yarın bir gün dengeler değişecek ve YPG unsurları yerel aşiretlerle karşı karşıya kalmak durumunda olacak. Aşiretler gün parça pinçik eder". İşte Özer'in söylediği o tarihe geldik. Ellerinde binlerce TIR silah olduğu iddia edilen, 120.000 silahlı adamı olduğunu söyleyen bir yapı, aşiretler karşılarına dikilince birdenbire Batı'dan yardım dilenir hale geldi. Oysa hepimiz biliyoruz, düne kadar Suriye halkının arkasında Türkiye'den başka hiç kimse yoktu, Batı'ya ellerini açıp "ne olur bize merhamet edin" demediler. Aksine Suriye'nin asıl sahipleri, tarihin, sosyolojinin ve coğrafyanın gereklerini yerine getirerek Türkiye'ye güvendiler. Geldiğimiz nokta ortadadır. Hesabın onlar tarafından nereye kesildiğini ise hayretle takip ediyoruz. Sanki düne kadar bunları kullananlar ve işimiz bittikten sonra buruşturup atanlar bizmişiz gibi birdenbire faturayı önümüze koymaya, Türkiye'yi suçlamaya çalışıyorlar. Kabahatin Müslümanlarda ve Müslümanlıkta olduğunu, Allah'ın büyük suçlu olduğunu ve bunun gibi saçmalıkları dile getiriyorlar. Oysa karşılarındaki en tutarlı aktör Türkiye idi, Müslüman Suriye halkıydı. YPG'yi dün de reddeden bugün de reddeden Türkiye, pohpohlayıp bugün yüzüstü bırakan Amerika'dan ve İsrail'den nasıl oldu da daha suçlu oldu bunların gözünde anlayabilen beri gelsin. Mazlum Kürtlerden ve Kürtlere yapılan zulümlerden bahsediyor oluşlarına ise bakmayınız. Şımarıklıkları sebebiyle bölgede hesapsızca yaptıklarını, bölgenin insanından dinleyince mazlum Kürtlerin bunların elinden kurtarılması gerektiğine iman ediveriyorsunuz. Kürtleri bunların zulmünden kurtaracak olan tarihin, sosyolojinin ve coğrafyanın gereği olarak hukuku olan bu dönüşümdür.