Rus ruletinden sonra hocalık

B.

Tivitır'a "mahalle" denilmeye başlanıldı başlayalı her meselemizi bu mecrada çözebileceğimize dair bir kanaat oluştu efkar-ı umumiyemizde. "Kendimi ifade edecek başka bir mecra yok" demişti bir dostum bir keresinde dûçar olduğu tivitır bağımlılığını konuşurken. "E ifade etmeyiver sen de kendini" demiştim; emziğini zorla ağzına almaya çalışmışım gibi feveran etmişti. Şu sıralar tivitır mecraı reddiyelerin havada uçuştuğu bir mahalleye döndü. Mesail-i diniye hakaret soslu tivitler üzerinden tartışılıyor. Tartışanların bir kısmını tanıyorum, bir kısmının ismini duydum, bazıları ise henüz hiç duymadım ancak piyasaya girmek için nam yapmaya ihtiyaçları varmış gibi davranan genç mafyalara benziyorlar hal ve tavırlarıyla. Rus ruleti oynayalım, hayatta kalan haracı yesin. Evet bu benzetme tatsız, neşesiz, hatta oldukça sert gelebilir; ne yapalım ki hal ve tavır öyle.

Kibri iz'anının önüne geçmiş nam-ı nişan sahipleri, kerameti kendinden menkul hocalar, hakikaten iz'an ve insaf sahibi kimseler ve bu kalabalığı daha da büyüten yancılar... Allah aşkına, bu vaziyetin hiç de yakışık almadığını konuşabilmek için Bilal Bey'in devreye girmesi mi gerekiyordu Tivitır bağımlılığını masumlaştırmak için hakikat mücadelesi verdiğini iddia edenlerin kamuya zarar veren bir hal içinde olduklarını söylemek için azıcık insaf yetmez miydi Hocam denilenlerin benlik kavgalarını din suretinde yürüttüklerini görmek için insanın dinin ruhundan azıcık nasip dar olması yeter de artardı bile. Zarf ile mazruf arasındaki uyumu gözettiğiniz vakit bütün manzara berraklaşıyor aslında. Dindar cami çok önemli bir sıkıntısı çıkıyor karşımıza bu berraklaşan manzaraya baktıkça. Hocasından şairine kanaat önderi olarak bu kitleye pişüvalık etmeye çalışanların çok önemli bir kısmında narsistik kişilik bozuklukları vardır. Hakaret etmek bunlar açısından sıradan bir şeydir ve aşağılayarak kurdukları ilişki kendilerini takip edenlerle aralarındaki bir nevi tecdid-i biattır. O her aşağıladığında ve talibi onun tarafından her aşağılandığında bir ihsan mazhar olmuş gibi davranılmak zorundadır. Gözünüzün önüne gelen isimlere şöyle bir bakın; bu tutumda olan ne kadar çok kanaat önderimiz olduğunu göreceksiniz. Bu karakterdeki yahut karakterden hissesini almış kimselerin tivitır gibi mecralarda bize ait meseleleri müzakere ettiğini düşünün sonra. Düşünemiyorsanız eğer bu da normaldir; zira müzakereden bahsedebilmek çoğu zaman mümkün değildir, CV'ler, biyografiler havalarda uçuşur, hakaretin bini bir para olur. "Yakışmıyor, hiç şık durmuyor" diyebilmek için, hadi hiçbir malumatınız yoksa, azıcık izzet de yeter. Ben şahsen çok yoruldum ve sıkıldım bu sorunlu tiplerin bizlere rehberlik etme çabalarından. Siz yorulmadınız mı