B.
Kendisini tehdit altında hisseden ve takipçilerini sürekli teyakkuz halinde tutan her yapı merdiven altı faaliyetlere girer. Elbette sadece dini yapıları kastediyor değiliz; seküler yapılar da, siyasi partiler çatısı altında faaliyet gösterenler de, sivil toplum içinde yer alma iddiasında olanlar da bu cümledendir. Öte yandan tehdit altında olmak bir algıdır ve bu algının doğru olup olmadığı, sağlaması yapılabilecek bir şey değildir. Bazı yapılar bu septik ve evhamlı psikolojiyi bilerek yapı içinde yaygınlaştırırlar; ki bağlıları kendi iç mekanizmalarından dışarıya mümkün mertebe çıkmasınlar. Büyük istihbarat örgütlerinin kendilerini takip ettiklerini iddia edenler, 12 Eylül'ün kendilerine karşı yapıldığını öne sürenler, devletin en büyük hedefinin kendilerini ele geçirmek olduğunu söyleyip duranlar... Bireysel ölçekte paranoid kişilik bozukluğu olarak değerlendirilebilecek olan bu halin grup psikolojisindeki karşılığı kolektif paranoyadır. Bir topluluk şizofrenlerden oluşmasına dahi şizofrenik temayüller ortaya koyan bir yapıya dönüşebilir ve sağlıklı bireyleri de söz konusu olan bu grup ile ilgili faaliyetler olunca şizofrenik eğilimler ortaya koyabilir. İşte bundan dolayıdır ki böyle olduğunu değerlendirdiğiniz herhangi bir gruba üye olan kimselerin genel bir neşesizlik haline sahip olduklarını görürsünüz.
Türkiye gündemi bir haftadır, kendilerini dini yapılar olarak lanse eden grupların lider kadrosuna yönelik polis operasyonları haberleri ile meşgul. MASAK devreye giriyor bu kimselere karşı yapılan operasyonlarda, şirketlere kayyumları atanıyor, kasalar açılıyor, yurtiçi-yurtdışı para hareketliliklerinden bahsediliyor. Doğru mudur değil midir bilemeyeceğimiz iddialar kamuoyuna servis ediliyor. Gözaltına alınan kimseler terörle mücadelenin değil, tespit edilen usulsüzlükler sebebiyle MASAK'ın muhatabı oluyorlar. Fakat her ne kadar iddia safahatinde olsa da kamuoyunda konuşulanlara, hemen hiç kimse "hayır canım öyle şey yapar mı o adamlar" diye itiraz etmiyor. Hatırlanacağı üzere Adnan Oktar'a yönelik operasyonları da MASAK gerçekleştirmişti. Büyük bir şaşkınlık oluşmamıştı toplumda. Zira merkeze uzak konumlanıp, kamu erkine bir şekilde mesafeli olan ve etrafındaki sis perdesi hiçbir zaman seyrelmeyen yapıların MASAK tarafından soruşturulacak faaliyetler altına imza atabilecekleri kabul görmüştü. Sermayesi ve muhatabı insan olan bu toplulukların kapalı örgütler kadar gizemli yanlarının bulunması çok ironik değil mi İşte devletin kolluk güçlerinin yapmış olduğu bu operasyonların toplum tarafından herhangi bir reaksiyonla karşılanmamasının en önemli sebebi bu kestirilememek halidir.

15