Mekke anlaşmasını İsrail'in çıkarına bir adım olarak görmek için kötü niyetten başka bir sebep göremiyorum. Türkiye'de artık gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş olan İran propagandası bir parçası olarak yapılan yorumlara şahit olduk. Oysa hepimiz biliyoruz ki Erdoğan sizler ile birlikte İran, Türkiye'nin hep yumuşak yüzünü gördü. Birleşmiş milletler güvenlik teşkilatına geçici üyeliği döneminde de İran'ın çıkarına adımlar attı Türkiye. Buna karşın İsrail ile ilişkilerimiz o devlet kuruldu kuralı hiç olmadığı kadar kötü seyretti hep. Bu duruma duygusallıkla izah etmek mümkün değildir.
Birinci Körfez Savaşı'ndan beri doğu ticareti büyük yara almış ve o yüzden milyarlarca dolar zarar etmiş olan Türkiye'nin bölgedeki taleplerini hatırlayalım. Iraklı imzalanan kalkınma yolu anlaşması, Suriye'nin yeniden imarı süreci ve Türkiye'nin doğusuna karşı ortaya koyduğu tutum temel talebimizi gayet açık şekilde beyan eder nitelikte esasen. Türkiye bölgede yeniden istikrar istiyor ve bölgeyi istikrarlı biçimde istikrarsızlaştıran aktörlere karşı kendince bir duruş ortaya koyuyor. Bölgeye yaklaşım anlamında İsrail ile İran arasında bu bakımdan herhangi bir fark yoktur. Her iki devlette sınırları ötesinde sistematik bir istikrarsızlaştırma politikası izliyor. Türkiye'nin bölgedeki çıkarı ise bu devletlerle çatışmada değil, çatışmasızlık ortamını tesis ederek 40 yıldır kendisine sürekli kaybettiren bölgeden kazanmaktadır. Bölgeyi istikrarsızlaştırma politikalarının bir parçası olarak doğusunda ve güney doğusunda Türkiye'nin terör belasını açanlar sadece Türkiye iyi değil Türkiye merkezli olarak bölgeyi istikrarsızlaştıryordu. Şimdi, terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiği şu günlerde Mekke anlaşmasının imzalanması, İran'a karşı mezhep temelli bir paktın oluşması amacıyla değil bölgeyi istikrarsızlaştırma politikalarına karşı Türkiye'nin talebini ortaya koyuyor.

10