Yazar, ebeveynlerin ve toplumun çocuklardaki sorunları ve değişimleri fark etmediklerini, bunu Tirol'deki bir nine hikayesiyle eleştirmektedir. Çünkü bu hikaye, dikkatli gözlemlemenin ve çocuğun iyiliğini zenginlikten önce tutmanın önemini gösterir. Ancak çocuklardaki yaraları görmemek sadece dikkatsizlik mi, yoksa sistemin bunu fark etmesini mi engellediği sorusu açık kalıyor?
B.
Yaşlı bir keşişten dinlediğim bir hikayedir. Bir vakitler, Dünya henüz sanayi devrimi ile tanışmadan, eşya ve emval çeşitlenmeden çok önceleri bir vakitler, Tirol'de bir dağ köyünde, hayattaki tek yakını yetim torunu olan fakir bir çiftçi kadın yaşarmış. Alpler'in türlü nimetleri aynı zamanda şehir hayatından uzak olmak sebebiyle bazı yoklukları da beraberinde getiriyormuş. Böyle bir ortamda çiftçi teyze nereden eline geçirdiyse kristal bir kadehe sahip olmuş. Lüks ve zenginlik namına hayatında sahip olduğu yegane şey bu kadehmiş. Günlerden bir yaz günü ikindi vakti küçük çocuk ninesinin ahırda olmasını fırsat bilerek kadehle oynamaya başlamış. Pencereden süzülen güneş ışınları kristal kadehe aksediyor, tavanda yüzlerce renk ve desenden oluşan bir gösteri sunuyormuş küçük çocuğa. Derken kadeh yavrunun elinden düşmüş, hezarpare olmuş, her parçası bir yana savrulmuş. Küçük yavru iğnesi geldiğinde ne söyleyeceğini bilemez durumda, kristal parçalarını toplamaya niyetlenmiş ki o sırada parçalardan birisi elini kesmiş. İki korku birleşmiş küçük yavrunun aleminde. Akan kanı gördükçe " ölecek miyim" diye endişe ederken bir yandan diğer yandan "bu kadehi nasıl olacak da nineme hissettirmeden yok edeceğim" diye düşünmeye başlamış. Tam o sırada kapı açılmış, yavru kristal parçalarının önüne kendisini siper ederek durmuş ve nenesinin görmesine mani olmaya çabalamış. Kapı açılır açılmaz ninesi çatık kaşlı bir edayla " sen benim kadehimi mi kırdın" diye sual etmiş. Hayır demeye fırsat kalmadan çocuğun kesik elini ve yere damlayan kanları görmüş. Kadehi unutmuş yaşlı kadın çocuğun elindeki kesikle alakadar olmaya koşmuş. Meğer uzakta, çok uzakta ahırda ineklerle uğraşırken kendi evinin tavanına ve duvarlara yansıyan güneş ışınlarını görmüş de kadın kadehin kırıldığını henüz eve varmadan çok önce anlamış; zira kadehten akseden ışığın ne gibi şekilleri olduğunu herkesten iyi bilirmiş, çünkü nine de bazen saatlerce kadehten akseden ışık oyunlarını izlemekten büyük zevk alırmış. İşte bu tanımak ve bilmek sayesinde kadehin kırıldığını ahırdayken anlamış. Duvara ve tavanlara vuran ışık sağlam kadehten geliyor olamazmış. Zenginlik namına tek şeyi olan kadehi zayi olan kadın torununu bir temiz ıslatsın ıslatmasına da çocuğun elindeki kesik sopa yemesine mani olmuş...

4