Kılıçdaroğlu'nun ihmal ettiği özür

B.

Tabloyu önümüze koyup şöyle bir hatırlayacak olursak: 15 Temmuz gecesi Bakırköy belediye başkanının evinde sabahlayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, MİT tırları davasından hükümlü Enis Berberoğlu'nun salıverilmesi için yaptığı adalet yürüyüşü... Fetö'cülerin umut beslediği bir adalet söylemi... Bu esnada örgüt mensubu olduğu tescillenen Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı Fatih Gürsul'un tutuklanması hadisesi... Fetö'nün siyasi ayağı araştırılsın propagandası... bütün hadiselerin üzerinden tam on yıl geçti. Şimdi vardığımız noktada her şey nasıl da tepetaklak oluverdi. Partilileri ile bayramlaşan Kılıçdaroğlu "Fetö'nün siyasi ayağı CHP'dedir" dedi. Tam olarak bu cümleyi kurmadıysa da hepimiz anladık neyi kastettiğini. Kurduğu cümlelerin satır aralarında zımnen dedik ki Kılıçdaroğlu " Erdoğan'dan makamını, Bahçeliden MHP'yi, Hz. Mevlana'dan 17 Aralığı çalmak isteyen FETÖ benden CHP'yi çaldı. Üstelik bununla da kalmadı, CHP içinde kurdukları nüfuzla çaldılar, çırptılar..."

Ben demedim Kılıçdaroğlu dedi. İnanmayan konuşmayı bir kere daha bu kulakla dinlesin. Bu son derece önemli bir oto kritiktir zira Kılıçdaroğlu dilediği özür ile kendisine yöneltilecek olan "peki bu adamları bu partiye kim doldurdu" sorusunun önüne almıştır. Helalleşme, sağa açılma, CHP'ye Türkiye sosyolojisine uygun bir taban kazandırma çabaları bilerek yahut bilmeyerek Fetö'cülerin partiye sızmasıyla neticelenmiş. Böyle diyor Kılıçdaroğlu. Veba aşısını bulayım derken veba mikrobuna yakalanmak gibi bir illetten bahsediyor Kılıçdaroğlu. Bakın, bu defa biz hiç kimseye Fetö'cü demiyoruz, Kılıçdaroğlu ve yanındakiler diyor. Üstelik Özgür Özel'in Manisa'daki Fetö bağlantıları ile ilgili öyle iddialar ortaya atılıyor ki şimdiye kadar iş Fetö diyerek sulanmasın diye hiç dillendirmediğimiz şeyler bunlar. Parti içinde konuşuyorlar, sosyal medyada yazıyorlar.

Öte yandan Kılıçdaroğlu ve taraftarları sosyal medyadaki asılsız iftiralardan, itibarsızlaştırmaktan, utanmazca hakaretlerden, organize trollerden şikayet ediyor. Dr. Frankenstein'ın bizzat kendi ellerinden çıkan canavarından şikayet etmesine benzemiyor mu bu durum Daha düne kadar aynı hiyerarşi altında, Erdoğan'a, ailesine, size-bana etmedik hakaret bırakmayanlardır bunlar. Bunların ürettiği argümanları kullanma konusunda herhangi bir tereddüt duymamıştı Kılıçdaroğlu. Man adasından, ayakkabı kutularına; Fetö'cüler ne dediyse sahip çıkmıştı. Elbette Kemal Kılıçdaroğlu bu Frankenstein'ı meydana getirmek için bizzat gayret sarf etmedi. Fakat 15 yıl önceki o meşhur Kanal A yayınının reklam arasında yapılan konuşmada gördük ki Kılıçdaroğlu "Erdoğan'ın oyunun düşmesi için ne kadar puştluk varsa" yapılmasına razıymış... Bu canavarların, bu trollerin organizatörü bizzat kendisi değildir mutlaka, fakat böyle bir yapılanmaya cevaz veren, o yolu açan bizzat kendisidir. İşte tam olarak bu sebeple, özür beyan eden bir kimsenin özrünü reddetmek şansımız olmadığının farkında olarak sayın Kılıçdaroğlu'na bir hatırlatmada bulunmak isterim: Muhterem Kemal Bey, estağfurullah, özrünüz bir nedamet alametidir kabul etmemek kimsenin haddine değildir, başımız üstüne. Lakin eksik özür dilediniz. Bugün size koru halinde hakaret eden trollerin bu hale gelmesin de, Ekrem İmamoğlu gibi bir muhterisin sadece CHP'nin değil Türk siyasetinin başına bela olmasında da, binlerce sayfalık yolsuzlukların yapılmasına zemin hazırlayacak ortamın oluşmasında da sizin payınız var. Kontrolünüzden çıkan o hakaret çetesi bizzat sizi hedef almış, size en ağır hakaretlerde bulunuyor. Lakin unutmayın düne kadar sizin namınıza bizlere hakaret ediyorlardı. Estağfurullah, bu sebeple özür talep ediyor değiliz, lakin en azından bir zamanlar benimsediğimiz metotların doğru olmadığını itiraf ediniz. Esas "arınma", niyet ve metodu tashih ederek başlar. Aynı niyet ve benzer metotları kullanmaya devam ederseniz, en fazla bir canavarı tasfiye edip diğer bir canavarı yaratmış olursunuz. Çernobil patlayınca, suçu batılı emperyalistlere atan Sovyet politikacılarından bir farkınız kalmaz.