B.
"Kadim" güzel bir kavramdır, kademe fiilinden türemiştir, 'evvelden gelen' anlamına gelir. İkrah ettim bu kavramı kullananların hoyratlığından, ağzıma alamıyorum. "Kadim medeniyetimiz" diye ensemizde boza pişiren Ahmet Davutoğlu tonlamasıyla kullanıldığında oldukça itici geliyor bana bu güzel kelime. Siyasi kamplara bölünmüş güzel yurdumuzun batıcıları kadime düşmandır. Nerede o eski Ramazanlar tadında bahislerde hayali bir kadinden bahseden yerli ve milli abilerimiz ise ekseriyetle bahsettikleri şeyin ne olduğunu bilmezler. Müteahhit gibi yaşayıp gönül insanı şeklinde anılmak gibi bir kaygısı vardır bunların bir kısmının be bu kısım tahammül edilmezler arasında en tahammül edilmez olandır.
Üzerinde tepişlikleri bir toprak ve hakkında sürekli tartışmaya girdikleri kavramlar vardır bu ülkenin insanlarının; ancak ne toprağı tanırlar ne de hakkında ahkam kestikleri kavramları. Yine de ahkam kesmekten geri durmazlar. Bu cehaletin ve haddini bilmezliğin en önemli sebebi, kavramları ve değerleri silsile suretinde aktarılan şeyler olarak öğrenmemiş olmalarıdır. Sorsanız çok kitap okumuşlardır, internette sörf yaparken çok ilginç bilgilere ulaşmışlardır; sosyal ve siyasal çevrelerde yoğrulmuşlar, müthiş okullardan diplomalar almışlardır. Fakat küçüklüklerini bilip bir büyüğün önünde diz çökmüş değillerdir. Bildiğiniz kel ve fodullar sürüsü...
Ben demeden arka arkaya üç cümle kuramayacağını iddia ettiğim Ahmet Davutoğlu'nun mülga partisinin vitrin isimleri iki gündür saçma sapan bir tezviratın peşinde koşuyor. Çocukluğu Fahrettin Efendi hazretlerinin dizi dibinde geçmiş, pederi Celalettin Hoca tekkenin imamı olan, kendisi Safer Efendi hazretlerinin hulefasından Sadi Baba olarak bilinen ve böylece hürmet gören Sadettin Ökten hocamız, Reis-i Cumhurla karşılaşınca el öpmeye kalkışmış, bu ne olmayacak şeymiş... kadim kadim diye diye bizi bu kavramdan bezdiren, ego mücadelesiyle sürekli ilgi çekmeye çalışan Davutoğlu'na kapılanmışların, Davutoğlu'nun kapı kullarının yani, "niyazlaşma" kavramını bilmemesi normaldir. Bunların çapı, bilgisi ve görgüsü bu kadardır. Bunlar basit kapı kullarıdır. Bu sebeple bunlara bir şey demem. Cehaleti hali ve tavrına sirayet etmiş orta ölçekli siyasetçilerden bahsediyoruz neticede, sokakta karşılığı olmayan bir partinin kurucuları ve müflis idarecileridir kendileri en fazla. Fakat şuna bir şey derim: ömrü sizler gibi çıkar kavgaları içinde yer alanlardan uzakta, kadim olanı temsil etmek ve bir sonraki kuşağa aktarmak kaygısı ile geçmiş olan bir zatın, kim ne der diye kaygılanmadan, sürdürdüğü gelenekle Şükrü Kaya gibi, Recep Peker gibi savaşmaya kalkarsınız eğer ve bu esnada hempalarınız size sırf siyasi çıkar için destek verirse sizler bizim olanla açıkça kavga içine girmişsiniz demektir; böylece bilinmek durumundasınızdır. Hem siz hem kapılandığınız kimse, böyle bir yolu tercih ettiyseniz şayet, bunu açıkça beyan etmekle mükellefsiniz. Altılı masa tecrübesi kafanızı bu kadar karıştırdıysa eğer, o gittiğiniz yerde durunuz ve dönmeyiniz lütfen! Yine yeniden bizim ve değerlerimizin temsilcisi olarak teklif edilemezsiniz.

8