B.
Devlet yok Ahbap var diyenler şimdi tek tek çıkmış "kandırılmış hissediyorum, inanmıştım, özür dilerim" diyor. Oksimoron! Sanki inanmak ve itimat etmek üzerinden bir sorgulamaya girmişiz gibi bir günah çıkarma ile karşı karşıyayız. İçlerinden birisi diplomat kızı, diğeri Amerikalıların paket edip verdiği Apo'yu Türkiye'ye getirme kargoculuğunun ekmeğini yiyen bir asker emeklisinin oğlu olmakla maruf kimselere biz bir başka şeyi soruyoruz. Elbette insanlar inanılmaması gereken şeylere inanır. Adnan Oktar'ın mehdi olduğuna inanan vardır mesela, Almanya'da haftada üç gün posta dağıtarak 3000 euro kazanıldığına inanan safdiller vardır, zayıflama çayıyla ayda 10 kg verileceğine inanan biçareler vardır, hesaplarının PKK'nın eline geçtiğine ikna olup çantaya binlerce dolar koyarak dolandırıcıların eline vermek durumunda olduğuna inanan üniversite profesörleri bile vardır... İnanmak bir kabiliyettir ve bu kabiliyete yitirmemiş olmak son derece mühimdir. Sanki tarihte ilk defa birileri çıkmış da insanların iyi niyetlerini suiistimal etmiş, en zayıf anını kolladığı insanları tatlı diliyle ikna ederek dolandırmıştır. Olur böyle şeyler, insanidir ve biz hiç kimseye niye inandın deme hakkına sahip değilizdir.
Fakat unutulmaması gereken hakikat şudur: Kendi parasını kazanana kadar devletin ekmeğini yiyenler tarihimizin en büyük felaket anında devlete karşı açılmış bir savaşın devlet karşıtı tarafı olmuşlardır. Sanki hadise böyle değilmiş gibi, inançları sorgulanıyormuş gibi yaparak bir başka terbiyesizliği sürdürüyorlar. Devletle ve milletin önemli bir kesimi ile hiç girilmemesi gereken negatif bir ilişkiye girmemiş gibi yapıyorlar. Hele yukarıda iki kere vurguladığım gibi bunlar arasında en önemli sermayesi devletin emrinde çalışan şu ya da bu şekilde meşhur olmuş kimselerin çocukları varsa nasıl sorgulanması gereken şey tam olarak budur.
Demokrat Parti geleneğinden gelen hiçbir insan bir siyasetçiye karşı valiyi savunmak durumunda hissetmemiştir kendisini kısa süre öncesine kadar. Zira siyasetçi millete, vali devleti temsil eder ve devlet CHP'li değilseniz yanınızda değil karşınızda bir kurum olarak algılanmıştır yıllar yılı. En olmadı devletin askeri bürokrasisi ihtilal yapar ve sizin seçtiğiniz siyasetçiyi görevinden alırdı bir zamanlar. İhtilaller ve muhtıralar ile koltuğunu terk edenler hep Menderes çizgisinden gelen siyasetçiler oldu. Menderes oldu, Demirel oldu, Erbakan oldu. Fakat valiye karşı siyasetçiyi tutan bu kitle hiçbir zaman devletine düşman olmadı. İhtiyatlı bir duruşla tek parti döneminin memurlarına karşı da kendisini korudu, sonu gelmez müesses nizamın temsilcilerine karşı da. Fakat devletini hep sahiplendi ve devleti ne zaman ihtiyaç duysa gerekli fedakarlığı yaptı bu halk. Şimdi devlet aparatını yitirmiş olduğunu derinden hissedenler hem milletin bu kesimine hem de yitirdikleri devlete karşı hasmane bir tutum içinde yer alıyorsa burada sorgulanması gereken şey bu kimselerin ne kadar saçma inançlara sahip olduğu değil, dostluk etmesi gerekenlere karşı neden düşmanlık ettikleridir. Dünya tarihinin en bilinen inanç çeşitliliğinin yüzyıllarca hükümferma olduğu bu topraklarda "inandığım için özür dilerim" demek tabirimi mazur görün ama beceriksizliğin ardından en hafif tabirle tüy dikmektir. Bana ne senin inancından Sen kime ve neye düşman olduğunu bir düşün hele. Bütün sorgulamanı buna göre yap ve eğer günah çıkarma kabinine girmek istiyorsan kırdığın potlardan dolayı değil işlediğin günahlardan dolayı günah çıkar. Bu kadar.

8