B.
28 Haziran Pazar günü öğle namazını Edirne'de, Hasan Sezai Gülşeni hazretlerinin dergahında cemaatle okumak nasip oldu. Edirne şartlarında kısmen kenarda kalmış, Bostan Pazarı'nda bulunan dergah-ı şerif birkaç yıl öncesine kadar maruz bırakıldığı harap ve metruk vaziyetin aksine tertemiz; günümüzde cami olarak varlığını sürdürüyor. Dergahın meydanı ve Hazret'in türbesi hizmet edenlerin eliyle yeniden insanı ferahlatan bir hale aldı. Her ziyaretimizde eskiyi hatırlayarak şükürler ediyoruz.
Üç Şerefeli Cami'de ve Eski Cami'de tahiyyatül mescit, Selimiye'de ise ikindi vaktini okumaya niyet ettik. Eski Cami'nin içinde iki rekatçık namaz kılarken karşılaştığımız manzara aynen şu şekildeydi. Yaşları sekiz ila on beş arasında değişen on kadar çocuk saklambaç, yakalamaca oynuyor, siz kıyamdayken arkanıza saklanıyor, bir şekilde camiden başka her yerdeymiş gibi hissettiriyor size. Selimiye Camii'nde ise huzur içinde iki rekat tahiyyatül mescit kılarak vakti beklemeniz mümkün değil. Turist kafileleri, elindeki telefonla anlamlı-anlamsız resimler çekip az sonra sosyal medyaya "Selimiye'de huzur" şeklinde paylaşım yapmaktan başka tasası olmayan insanlardan oluşuyor. Ne ara huzur bulabildiğini anlamak mümkün değil. Telaş içinde bir sağa bir sola resim çekmek üzere koşuşturan, garip hareketler yapan insanlar... Caminin iç avlusu ise daha ilginç bir vaziyette. Sokaklarda sürdürdükleri çıplaklık yarışına camide dahi olsa fasıla vermek istemeyen kadınlar, bu sultan camiinin iç avlusunu Florya Plajı'na çevirmiş. Buranın adabına uymaz böyle davranmayalım diyen kimseye bilmem bahtsızlığımdan mıdır, ancak bendeniz denk gelmedim.
Eski camide koşuşturan çocukların en büyüğüne-ki 15-16 yaşlarındadır- "sana üç soru sormak istiyorum" dedim, "adım adım bu soruları cevaplayalım olur mu" Kabul etti ve şu üç soruyu sordum; burası nedir, burada ne yapılır, bu işi yapmak için ne gereklidir "Cami/Namaz ve ibadet/ huzur ve sessizlik" cevaplarını aldıktan sonra başka sorum yok demiştim ki babası olduğunu zannettiğim bir adam geldi yanıma "bir sorun mu var" diye sordu. "Rahatsızlığımı anlamış olacak ki böyle bir müdahalede bulunma ihtiyacı hissetti adam. Halbuki az evveline kadar çocuklarına müdahalede bulunsaydı bu soruların cevaplanmasına hiç ihtiyaç kalmayacaktı. "Yo hayır ben sadece soru soruyorum bu da cevap veriyor" dedim. Savunma sadedinde "bu çocukları camiye nasıl ısındıracağız" diye sordu. Bu esnada sekiz yaşındaki kızın tam arkamızda elleri dizinde oturuyordu. Herkesin diline pelesenk olmuş bir bahane bu. Peki hürmet etmeyi nasıl öğreteceğiz Bunu düşünüp tasa edene denk geldiniz mi hiç

4