B.
Türkiye Cumhuriyeti'nde Siyasal meşrutiyetin Atatürk kültü üzerinden tesis edildiğini bilmeyenimiz zannederim yoktur. Burada Atatürk'ün şahsıyla, kimliğiyle, fikirleriyle hiçbir ilinti bulamazsınız. Bir kült tanımlanır ve bu tanımın görünen yüzü Atatürk kılınır. Devletin vatandaşa ve siyasete karşı pozisyonunu ortaya koymak bakımından sadece küçük bir misal olarak Atatürk resimlerindeki dönüşümü nazara vermek isterim. Eski paraların istisnasız hepsinde yer alan Atatürk resimleri çatık kaşlı, sert ifadeli bir çizimdi. 100.000 liralık banknotların çıkmasıyla birlikte Atatürk mütebessim bir figür halini aldı ve vatandaşın cebine girdi. Bu sadece minik bir misaldir; şahsının ne olduğu, nasıl olduğu, mütebessim mi yoksa asık suratlı mı olduğu zerre kadar önemli değildir. Önemli olan mevcut duruma göre tanımlanan Atatürk kültünün nasıl sunulmak istendiğidir.
İkinci Dünya Savaşı öncesi dönemin yaygın ideolojilerinden birisi olduğu için doğal olarak son bulmuş ve artık neredeyse iç taraftarı olmayan bir ideoloji olan Kemalizm son yıllarda yeniden tanımlanarak Atatürk Kemalizm isimleriyle politik muhalefetin ana mecraı ve haline getirildi. Kabrinden çıkarıp kırklı yılların mümin bir Kemalistini bu çevreye soksak zannederim kendisine Atatürkçü veyahut Kemal isteyenlerin ekserisini Kemalizm ölçütlerinde tekfir eder. Çok da birbirine benzeyen ki ideoloji yok ortada. Tek bir sabite kaldı ve o sabite üzerinden Kemalizm yeniden tanımlanıyor: Aydınlanmacılık!
Buna karşın Atatürk kültürünü tanımlamak daha serbest bir alan sunuyor talepkarlara. Erdoğan Aydın bir ateist Atatürk'ten bahsederken, Haydar baş sabahlara kadar kantar içinde Zikrullah meclisinde bulunan seyyid bir Atatürk'ten bahsediyor. Dediğimiz gibi kimse şahsından bahsetmiyor aslında, herkes meşruiyet kaynağı olacak bir kültün peşinde; hal böyle olunca tanımlamak istediğiniz gibi tanımlayabiliyorsunuz. Milliyetçilerin Atatürk'e yaklaşımı ise kurucu irade üzerinden şekilleniyor. Yani bu da bir nevi kült tanımı aslında.

73