B.
Özellikle İstanbul gibi yağmalanan kamu arazileri üzerine inşa edilmiş bir şehirden ve bu şehrin ahalisinin sonradan görme kısmının son yıllarda keşfettiği Ege kıyılarını büyük bir hırsla yağmalıyor oluşundan hareketle konuşuyorsak, bir adım geriden başlamamız faydalı olacaktır. Mülkün sahibi bir sınıfa sahip olmadığımız ülkemizde açılan metrobüs kapısına tekme tokat saldıranlar, kamu mülküne saldırmayı adet edinmiş insanların ya evladı ya akrabasıdır. O meşrepte olmayanlar binemiyor zaten yoğun saatlerde metrobüse. Birkaç kuşaktır İstanbul'da yaşıyorsanız, ancak başınızı sokacak bir eve sahip değilseniz maalesef bunun sebeplerinden birisi de dedelerinizin kamu arazisini yağmalayacak kadar mücrim olmamış olmasıdır. İnsana kendisini kötü hissettiren bir hakikat ama hakikat. Bu yağmalayıp, sahibi belli olmayanın üzerinde ispatsız bir hak iddia etme eğiliminin neticesi kavgalar yaşıyoruz biteviye. Bunlara çok büyük anlamlar atfedip derinlemesine analizler yapmanın hiçbir alemi yoktur. Yağmacının torununun yağma hevesinin bir tezahürüdür sadece. Ruhunu yargılayacak olsanız basit hırsızlıktan yargılarsınız. Yüz kızartıcı suçtur, lakin bunların yüzü kızarmaz.
Son olarak Boğaziçi Üniversitesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılışı yapılacak bir dizi yapının resm-i küşadı öncesi yine artık o tahammül edemediğimiz sloganı işittik: Boğaziçi bizimdir! Farkındaysanız son yıllarda karşımıza çıkan kavgaların çok önemli bir kısmı, oraların onun yahut onların olduğunu iddia edenler tarafından başlatılan kavgalardır. Arka planındaki motivasyondan, istihbarat servislerinden, renkli-kadife devrimlerden bahsetmiyorum; onlar ayrı şeylerdir. Ben meydandaki slogandan ve bu slogana bu kadar çabuk teşne oluştan bahsediyorum. Düne kadar oynayacağı iki misketinden başka dünyalığı olmayan çocuk birdenbire bir yerlerin ve bir şeylerin asıl sahibinin kendisi olduğunu beyan etmeye nasıl bu kadar heveskar olabilir Bu bir yerlerin asıl sahibinin kendisi olduğu iddiasını hangi ayrıcalılığa borçludur
Aristokratı olmayan ülkenin sanal aristokratları... Çözdüğü havuz problemi sayesinde o üniversitede olduğunu hepimizin bildiği çocuk birdenbire buranın asıl sahibi benim diyebiliyor. Hocaları da aynı şekilde asıl sahip olmaktan dem vuruyor. Bakınız bir kere daha tekrar edelim hiçbir yer bizim yahut onların değildir zira mülke yaklaşımımız böyle bir sloganı atmaya izin vermez. Bu sebeple saçma sapan bir söz sözden ibaret kalır, bir yerin asıl sahibi olduğu iddiası. Kadıköy bizimdir, Beyoğlu bizimdir, orası ve burası bizimdir... Neye borçlusun bu senin oluşunu Vatandaşlık bağına borçlu olduğunu iddia edecek olursa biliyoruz ki bu ülkenin vatandaşlarından ziyade ecnebilerin tezlerini savunuyorlar territoryal kavgalarda. Ayasofya açılmasın kavgasında batılı tezleri savunacağım diye neticeleri bin pare olmuştu. Ne vatandaşlığı Allah aşkına Hem Türkiye cumhuriyeti vatandaşlığı ne zamandan beri böyle haklar tanır olmuş

3