Yazar, Bodrum'da yaşanan bir anı üzerinden, seküler ve dindar kesimler arasında gerçek çatışmanın olmadığını, hürmet ve erdemin her tarafta bulunduğunu anlatır. Bu iddiaları, dini bir davranışa karşı gösterilen spontan saygıyla destekler. Ancak sosyal uyum için gösterilen bu anlık hürmetin, toplumda derin değer çatışmalarını gerçekten çözmesine inanmak ne kadar makuldür?
B.
Sadettin Ökten hocamız, kendisinin doktora talebeleri Alkan Bektaş ve Oğuzhan Poyraz ile Bodrum Yalıkavak'tayız. Oğuzhan burada doğmuş, büyümüş olmak hasebiyle hocasını tenezzühe götürecek sakin bir mahal düşündü. Hazret, huzuru, sukûnu seviyor; öyle bir yer olsun arzu ediyor. Dodo Beach adı verilen halk plajına gitmeyi uygun gördü ev sahibimiz, bu mevsimde denize girilmeyeceğini tahmin ettiğimiz için sakin bir ortam olacağını umduk. Umduğumuzdan daha kalabalık bir ortamla karşılaştık. Sandalyelerimiz, kahvemiz elimizde, bir ağacın altına yerleştik. Hocamız talebelerinin sualleriyle şekillenen bir sohbette bulunuyorlar: "yeni bir eve taşınılacağında henüz eşyalar gelmeden ev temizlenir, evin içine un, şeker, tuz konulur; hazret-i Kur'andan aşırlar okunur ve dua edilir 'Ya Rabbi, huzur- bereket ihsan-ü inayet eyle' diye. Annemler öyle yapardı"...
Tam o esnada 20-30 metre mesafedeki bir araçtan çok yüksek sesli bir müzik başladı. Ankara havası... Hanımlardan oluşan bir grup kalkıp oynamaya başladı. Müzik sesinin mütecaviz oluşundan gayrı hiçbir taşkınlıkları yok, eğlenmeye gelmişler, kendi usullerince eğleniyorlar. Hocamız "e artık siz kalkın diyorlar bize" dediler. Kalkmadan evvel de öğle namazı girdiği için "hadi bir kıbleyi hesap edin, burada bir namaz kılmış olalım" buyurdular. Kim bilir en son ne zaman bir Müslüman orada namaz kılmıştır Otun hakkı var, taşın hakkı var, toprağın hakkı var. Bir Müslüman onların üzerinde Allah'ı tevhid ederek namaza duruyor. Biraz daha sabredip Yalıkavak'taki camide kılmak da mümkündü, üstelik hocamız için çok daha konforlu olurdu. Öyle yapılmadı, dağa, taşa, börtü böceğe vazifelerine uygun refakatte bulunuldu. Kıbleyi hesap ettik hesap etmesine ama insan iftitah tekbirini duyamaz; öyle bir müzik. Hocamızın talebelerinden birisi gruba yanaşarak "ablacığım kusura bakmazsanız dede namaz kılacak. Bir beş dakikanızı rica edebilir miyiz" şeklinde ricada bulundu. Hemen ikiletmeden müziği kapattılar. Namaz hakikaten 5 dakika içinde kılındı, hanımlara çok teşekkür edildi, Allah kabul etsin niyazları alındı ve yola koyulduk. Bizden sonra eğlenceye kaldıkları yerden devam ettiler mi bilmiyoruz.
"Eğer 'ben kılacağım' yahut 'hoca kılacak' deseydiniz belki bu kadar güzel netice elde edemezdik" buyurdu hocam " dedeler namaz kılar ve namaz dedelere yakışır bir şeydir. Demek ki onun da aleminde namaz kılan bir dede resmi var" ... öyle ya, boş günlerinde eğlenmeye gelmiş bir hanımlar topluluğu, kıyafetleri plajda eğlenmeye gelmiş hanımlara göre; pekala "burası cami mi" diyebilirlerdi. Demediler. Aksine kemal-i hürmetle, hiç ikiletmeden müziği dinlendirdiler. Hem de eğlenmek üzere geldikleri plajda eğlencelerinden feragat ederek...

3