B.
Bu yoğun gündem arasında hak ettiği değeri veremediğimiz bir hadise yaşandı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde. CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici'nin mecliste yapmış olduğu konuşma, Tahran ve Tel Aviv bombalanıyorken; Hamaney öldürülmüş, Azerbaycan çatışmaya çekilmek isteniyorken bir parça dikkat çekmiş olsa da tam olarak te'vil edilemedi. Mezkûr konuşma, paradigmada bir sapma olması itibariyle daha fazla dikkat çekmeyi, daha çok tartışılmayı hak ediyordu.
Evvela Derici'nin tonuna dikkat çekmek gerekir. Nasıl da ciğerden, nasıl da höyküre höyküre. Alelade bir trafik kavgası zannedersiniz yolda görseniz. Fakat öyle değil, sebebini az sonra tamam edeceği konuşmanın içeriğinden anlıyorsunuz. Derici bilinçli miydi bilinçsiz miydi bilmiyorum lakin uzun süredir CHP'lilerinin de yapmaktan özenle kaçındığı bir şeyi yaptı; laiklikle dinsizliği, İslamofobiyi eşitledi. Eskiden böyleydi, gayet açıktan bir tonda din karşıtlığı yapabilecek bir dilleri vardı. Sonrasında bunun faturasına bizzat ödedikleri gerçeğiyle karşılaşınca öyle değilmiş gibi yapmaya karar verdiler. Aslında hakiki müslümanlar onlarmış da siyasal İslamcılar yüzünden gerilim yaşıyormuşuz gibi bir tutum takındılar. "Dinimizi elimizden aldınız" diye bağıranına bile denk geldik. Fakat Derici öfke dolu konuşmasında bir başka duruş sergiledi. Belki sinirden kendini kaybetti ve istemsizce açık sözlü oldu belki de gerçekten dürüst, mert bir duruş sergiledi. Hangisidir kestiremiyorum. Fakat uzun süredir öyle değilmiş gibi davranmak zorunda olduğumuz bir şeye aslında ne olduğunu gayet iyi biliyormuş gibi muamele etti. Laiklikten hakikaten ne anladıklarını beyan etmiş oldu Derici.
Dindar bir toplumda "ben İslamofobiğim, dininizin düşmanıyım" gibi daha direkt ifadelerin konforsuz olması sebebiyle kendisini laik olarak tanımlamak gereği hissedenler her zaman böyle değildi. Bir zamanlar, daha baskıcı olabilme lüksüne sahip oldukları demlerde şu anda söyleyemedikleri şeyleri söyleyebiliyorlardı açık açık. Kılıçdaroğlu döneminde bu konforu yitirmiş oldukları gerçeğini iliklerinde hissetmiş olacaklar ki, bir başka tutuma yönelmek mecburiyetinde hissettiler.
Helalleşme sürecini hatırlayacaksınızdır. "Bir zamanlar bir şeyler yaptık, sizleri kırdık. Fakat inanın artık pişmanız, bundan sonra böyle şeyler yapmayacağız." demişti Kılıçdaroğlu ve şürekası. Eren Erdem'in yoğun gayretleriyle gerçekleşen bu helalleşme projesi, bir zamanlar hatalar yapıldığı ön kabulü üzerine inşa edilmişti ya; Özgür Özel ondan da vazgeçti bir süredir. Hakikaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihinde mütedeyyinleri üzecek hiçbir şey olmadığına inanıyor ve bunu da açık açık beyan ediyor.

3