CHP'deki bölünme 15 Temmuz'un artçı sarsıntısıdır

B.

Amerika'nın Türkiye'de gerçekleştirdiği 70 yıllık tahkimat 15 Temmuz'da elbette bir gecede çökecek değildi. Dahası, Türkiye bir gecede Amerika'nın dünyadaki hegemonya üstünlüğünü sona erdirecek de değildi. Amerika'yla karşı karşıya gelmenin, hatta o şanlı gecede Amerika'nın uşaklarını mağlup etmenin bir örneği 12. yüzyılda İtalya'da yaşanmıştı. Lombardia Birliği İmparator Friedrich Barbarossa'yı önce Alessandria önlerinde sonra da Legnano'da ağır biçimde bozguna uğratmıştı. Buna rağmen galipler imparatoru ve imparatorun imparatorluğunu sorgulayacak durumda olmadıkları için "seninle bir sorunumuz yok, bizi rahat bırak yeter" diyerek anlaşma yoluna gitmişlerdi. Türkiye'nin 15 Temmuz sonrası vaziyeti de aşağı yukarı böyleydi. Mağlup olan güç sahibi kendisini yenen ve vassalı olduğunu varsaydığı devleti elbette rahat bırakmaz; zira bu his geçmişte oldukça etkili biçimde yer etmiştir her iki tarafın zihninde.

15 Temmuz sonrası MHP'de ve AK Parti'de yaşanan bölünmeler partilerin Atlantikçi kanatlarının tasfiyesiydi. Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ise bu süreçte bizzat Atlantikçi bir parti olarak Türkiye siyasetinde yer aldı. Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'cü başdanışmanı Fatih Gürsul'un çizdiği istikamette adalet yürüyüşleri yapıldı, Suriye iç Savaşı'nda Türkiye'nin değil Amerika'nın tarafı desteklendi; Libya, doğu Akdeniz ve Karabağ'da Amerika'nın çıkarına uygun tezler savunuldu. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Ukrayna'nın yanında savaşa girmemizi savunan Meral Akşener'in İYİ Parti'si, Rus uçağını düşüren Davutoğlu'nun Gelecek Partisi, liberal tezleri ile Babacan'ın Deva Partisi ile altılı masa birliğini kurdu bu CHP. CHP içindeki ulusalcılar çok rahatsızdı, Kılıçdaroğlu'na karşı çok sert muhalefet ediyorlardı. Bu esnada CHP'nin ve CHP kitlesinin algısını ise FETÖ yönlendiriyordu. CHP, samimi seçmenlerinin kendisi üzerinden FETÖ'cülüğe ve FETÖ'cülerin hizmet ettiği küreselciliğe yatay geçiş yaptığı bir ara formüle dönmüştü. Ta ki kavga bir başka boyut kazanana kadar. Türkiye çok kötü köşeye sıkışmıştı ekonomi ve dış politikada. Zor oyunu bozdu ve Türkiye kavgayı bir başka boyuta taşıdı. Evvela sivil toplum adı altında Türkiye'de faaliyet gösteren küreselci çevreler nasibini aldı kavgadan, Osman Kavala tutuklandı. Bu esnada Ekrem İmamoğlu isimli bir figür Türkiye siyasetine paraşütle indirildi, İstanbul'a şehremini oldu, İngiliz büyükelçisi ile balıklar yenildi, CHP medyası sağlanan fonlar ile semir tilde ve Türkiye'nin gündemini asıl belirleyen yapı haline getirildi. Büyük dönüşümün son ayağı ise iptal edilen CHP kurultayıydı. Danışmanlarının yönlendirmesi marifetiyle kendi çizgilerine çektikleri Kılıçdaroğlu yerine bizzat kendi çizgilerinde olan İmamoğlu siyasetini CHP'de iktidar kılmak önemli bir adımdı. Dönüşüm gerçekleşti ancak umulmayan şey oldu ve Amerika'da seçimi Trump kazandı. İmamoğlu'nun üstündeki zırh birden kalktı, CHP medyasına akıtılan fonlar son buldu, haber siteleri ekonomik gerekçelerle faaliyetlerine son verdi...